|
Sakarya Dayanışma Derneği mensupları yaptıkları açıklamada
Türkiye-İsrail Parlamentolararası Dostluk Gurubu derhal dağıtılmasını
istedi
İsrail’in Lübnan ve Gazze’deki saldırıları bir çok masum insanın ölümüne
yol açarken, TBMM’deki en büyük dostluk grubunun İsrail ile kurulmasına
yönelik tepkiler de artıyor. Sakarya Dayanışma Derneği tarafından
yapılan basın açıklamasında, 1996 yılında Genelkurmay 2. Başkanı
Orgeneral Çevik Bir ile İsrail’in Savunma Bakanlığı Müsteşarı Deyvid
İvri tarafından imzalanan ikili anlaşma üzerine stratejik ortaklık
başlatılmasının ardından İsrail ile imzalanan anlaşmaların altında,
bugüne kadar Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit ve son olarak Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan’ın imzalarının olduğu hatırlatılarak, “Siyonist
İsrail’e karşı hiçbir somut karşılığı olmayan ve halkı oyalamaya yönelik
mesajlar verilmekten artık vazgeçilmelidir. Türkiye ve katil İsrail
arasındaki tüm askeri ve ekonomik anlaşmalara derhal son verilmelidir,
Genelkurmay Başkanlığı’nca imzalanan stratejik ortaklık anlaşması derhal
feshedilmelidir,” çağrısı yapıldı.
Açıklamada İsrail Dostluk Gurubu üyesi AKP, CHP, ANAP ve SHP’den toplam
289 vekile guruptan istifa etmeleri çağrısı yapıldı. İsrail Dostluk
Gurubuna üye olduğunu açıklayan AKP Sakarya milletvekili Hasan Ali
Çelik, Filistin’e giderken ‘milletvekili’ sıfatını kullanmayan Süleyman
Gündüz ve diğer AKP Sakarya vekillerine yönelik eleştirilere de yer
verildi.

Açıklamanın tam metni
Katil
İsrail’e askeri ve ekonomik destek sağlanmasın!
Türkiye-İsrail dostluk grubu derhal dağıtılsın!
Dünya devletlerinin ve uluslar arası örgütlerin sessiz kalarak verdiği
dolaylı destekle, Siyonist İsrail, Ortadoğu coğrafyasındaki
katliamlarına durmaksızın devam ediyor. Filistin ve Lübnan’daki
işgallerin ve saldırıların bedelini masum insanlar canlarıyla öderken,
elindeki tüm askeri imkanları seferber eden siyonist çete; Müslümanlara
yönelik topyekün bir savaşa hazırlanıyor.
Türkiye’de ve dünyada bu vahşete karşı tepkiler çoğalırken; halklar,
dayanışma ve kardeşlik çağrıları yaparken, hükümetlerin ve liderlerin
tutumu, temsil ettikleri insanların gösterdiği tepkilerin çok uzağına
düşüyor. Türkiye’de ise, halkın ve devletin siyonist İsrail’e karşı
yaklaşımları arasındaki fark giderek bir uçuruma dönüşüyor.
Türkiye devleti, 1948’deki kanlı işgal ile kurulan İsrail’i, halkın
çoğunluğu Müslüman olduğu halde tanıyan ilk devlet olmanın utancını
bugün halen taşımaktadır. 1996 yılında Türkiye Genelkurmay 2. Başkanı
Orgeneral Çevik Bir ile siyonist İsrail’in Savunma Bakanlığı Müsteşarı
Deyvid İvri tarafından imzalanan ikili anlaşma üzerine stratejik
ortaklık başlatılması ise bu utancı artmıştır. Bu anlaşmanın hemen
akabinde; Türkiye’de “irtica”, İsrail’de ise “terör” bahanesiyle
Müslümanlara yönelik uygulanan baskı ve şiddete hız kazandırılmıştır.
Bugün Türkiye ve İsrail arasında askeri, ekonomik, sınai, teknik ve
bilimsel alan dahil olmak üzere 13 konuda imzalanmış bir çok anlaşma söz
konusudur. Sadece ekonomik alandaki işbirliğinin boyutları, 1996’dan
sonra 5’e katlanarak, bugün itibariyle 2 milyarı doları aşmıştır. Bu
haliyle Türkiye, maalesef, siyonist İsrail’in ekonomisindeki en önemli
destekçilerindendir!
Askeri alandaki görüşmeler ise Türkiye adına Genelkurmay Başkanlığı
tarafından yürütülmektedir. Türk ve İsrail Silahlı Kuvvetleri arasında
bir çok askeri anlaşma mevcuttur. Hükümetlere tanınan tek yetki ise,
TSK’nın işgalci İsrail ordusu ile sağladığı anlaşmaların altında imza
atmalarıdır. Bu tablo, Türkiye siyasetindeki iktidar ve hükümet
arasındaki ayrımı gözler önüne sermektedir.
Siyonist İsrail ile yapılan tüm anlaşmaların yırtılıp atılması
gerektiğini savunan dönemin iktidarı , Refah-Yol koalisyonu kurulduğunda
ise biri ticari, diğeri askeri iki anlaşmayı imzalamıştır.
Meclis kürsüsünde İsrail için “soykırımcı devlet” tabirini kullanan
Bülent Ecevit ise 650 milyon dolarlık tank modernizasyonunu, ihaleye
dahi çıkarmadan siyonist İsrail’e veren ve İsrail’den 90 milyon dolarlık
savaş uçağı satın alınmasını sağlayan kararları imzalamıştır.
1996 yılında Genelkurmay Başkanlığı’nın başlattığı stratejik ortaklık
artarak devam etmektedir. Türkiye, bebek katili İsrail ile yoğun bir
askeri ve ticari işbirliği içindedir. Bu ilişkilerde, AKP döneminde de
hiçbir geri adım atılmadığı gibi, daha da sağlamlaştırılmıştır. Her ne
kadar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, halkın önünde İsrail’i “devlet
terörü” uygulamakla itham etse de, masa başında katil İsrail ile 800
milyon dolarlık ticari anlaşma imzalamakta, ayrıca siyonist ordunun
askeri malzemelerinin alınmasına ses çıkarmamaktadır.
Meclisteki milletvekillerinin tutumu ise, temsil ettikleri halk için
başka bir utanç kaynağıdır. AKP ve CHP arasındaki başkanlık yarışı,
siyonist İsrail’e yaramış ve Türkiye-İsrail dostluk gurubuna 106 CHP,
183 AKP vekili üye olmuştur. Meclis’teki en büyük dostluk grubu siyonist
İsrail ile kurulmuştur ve başta AKP olmak üzere CHP, ANAP ve SHP’den
toplam 289 üyesi bulunmaktadır. Başkanlığını AKP’li bir vekilin
yürüttüğü bu dostluk gurubunun 9 kişilik yönetim kurulunun 8’i yine
AKP’lidir. Siyonist katillerle dostluk misyonunu üstlenmiş bu guruba üye
olan vekiller, acaba seçim meydanlarında siyonist İsrail’in dostu
olduklarını söyleselerdi, kendilerine Meclis’te yine yer bulabilirler
miydi?
Milletvekilleri, halkın Filistin’e verdiği desteğe ve İsrail’e
gösterdiği tepkiye karşı duyarsız kalarak, siyaset anlayışındaki yozluğu
ve ikiyüzlülüğü ortaya koymaktadırlar. Sırf halkın tepkilerini
yumuşatmak için söylenen cümlelerin hiçbir değeri yoktur. Halkın önünde
kınama mesajları verip, arkasından İsrail ile işbirliğinde en ufak bir
geri adım atmayan AKP, bu tutumuyla siyonist İsrail’in yaptığı katliama
destek verdiğini iyi bilmelidir.
Son günlerde halkın içinde gezinen Sakaryalı vekiller ise, Filistin
sorununda, AKP olarak ellerinden geleni yaptıklarını iddia etmektedir.
Kendilerine soruyoruz: Bugüne kadar hangisi siyonist İsrail ile yapılan
anlaşmalara karşı itiraz yükseltmiştir? İsrail’in eylemlerini
kınadıklarını ifade ederken, İsrail dostluk grubuna üye olmaktan ya da
bu gurupla İsrail’i ziyaret etmekten neden imtina edilmemiştir?
Elimizden bir şey gelmiyor diyerek halkı kandıranlar, dostluk grubundaki
arkadaşlarına neden istifa çağrısı dahi yapmamışlardır? Filistin halkına
yardım etmek gibi bir amaç ortaya koyulurken, neden halkın kendilerine
verdiği “vekil” sıfatını kullanmaktan çekinilmiş ve bölgeye siyasi
sorumluluğu olmayan herhangi bir sivil gibi ,birtakım yardım
kuruluşlarıyla gitmek gibi şovlara ve kurnazlığına başvurulmuştur?
Vekiller, hiçbir siyasi risk almadan, güya İsrail’i eleştirmektedirler
ve yine güya Filistin halkına destek vermektedirler. Toplumsal sorunlar
karşısında hiçbir tavır alamayan vekillerin, insani konularda da ne
kadar duyarsız kaldıkları bir kez daha anlaşılmaktadır. Halkın gözünün
içine baka baka ikiyüzlü bir tutum takınan, başta Sakaryalı AKP
vekilleri olmak üzere, tüm AKP ve CHP vekillerini şiddetle kınıyoruz.
AKP hükümetine ve TBMM’ine sesleniyoruz. Şayet halkı temsil ettiğiniz
iddiasındaysanız, o zaman Türkiye’nin her yerinde siyonist İsrail’e
karşı yükselen tepkilere ve Filistin halkına yönelik verilen dayanışma
ve kardeşlik çağrılarına da kulak vermek zorundasınız. Yapılması
gerekenler ise bellidir:
Türkiye ve katil İsrail arasındaki tüm askeri ve ekonomik anlaşmalara
derhal son verilmelidir. Siyonist İsrail askerlerinin Türkiye
topraklarında bir kez daha herhangi bir tatbikat yapmasına müsaade
edilmemelidir.
Genelkurmay Başkanlığı’nca imzalanan stratejik ortaklık anlaşması derhal
feshedilmelidir. Katil İsrail’e satılan her mal ve sağlanan askeri
destek, katliamlara ortak olmaktır. Askeri ve ticari işbirliğiyle
siyonist işgalcilerin ayakta kalmasına daha fazla destek verilmemelidir.
Siyonist İsrail’e karşı hiçbir somut karşılığı olmayan ve halkı
oyalamaya yönelik mesajlar verilmekten vazgeçilmelidir. Türkiye-İsrail
dostluk gurubuna üye vekiller topluca istifa ederek, gurup, tekrar
toplanmamak üzere dağıtılmalıdır.
Filistin halkına soykırım uygulayan bu gayri meşru yapılanmanın, Türkiye
topraklarındaki elçilikleri derhal kapatılarak, Türkiye halkının kardeş
ülke Filistin’in yanında olduğu gösterilmelidir.
Bu adımlar atılmadığı sürece, Filistin ve Lübnan’da yapılan zulme ve
siyonist çetelerin insanlık dışı eylemlerine, Türkiye Devleti ve AKP
hükümeti askeri ve ekonomik destek vererek suç ortaklığı etmiş
olacaktır.
Biz, bu zulme sessiz kalmayarak, Filistin ve Lübnan halkının yanında
olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.
SAKARYA DAYANIŞMA DERNEĞİ
|