|
Sakarya Başörtüsü
Platformu'nun yapmış olduğu eylemleri sorumluluk bilinci ile sitesinde
yayınlayarak, başörtüsü yasağına karşı duyarlılığını gösteren habervaki.com
sitesi, SBP adına Kadrican Mendi ile röportaj yaptı
"Sakarya
Başörtüsü Platformu! Dünya gündemi ne olursa olsun her hafta sabırla ve
usanmadan Başörtüsü ihlaline karşı eylem yaparak seslerini duyurdular!
Habervakti bu sese kayıtsız kalamazdı! Örnek mücadeleleri üzerine, sizler
için konuştuk.Kısa adı ‘SBP’olan, Sakarya Başörtüsü Platformu 53 haftadan bu
yana aralıksız sürdürdükleri eylemleriyle dikkat çektiler!Türkiye ve dünya
gündemi ne olursa olsun Türkiye’nin asıl gündemlerinden biri olan inanç
üzerindeki yasadışı ve haksız yasakları çocuk, genç, bay, bayan demeden
soğuk ve sıcak havaya aldırmadan sabırla protesto ettiler ve etmeye devam
ediyorlar.Habervakti’nin kıymetli yazarlarından Ahmed Hamdi Ayan beyin
sitemiz adına Sakarya Dayanışma Platformu’ndan Kadrican Mendi ile yaptığı
röportajı sunuyoruz."
HESABIMIZI
UZUN SOLUKLU YAPIYORUZ
H.Vakti: Platformun kuruluş amacı ve tarihçesiyle başlayalım.. SBP
nasıl doğdu?
SBP: Sakarya Başörtüsü Platformu, 17 Eylül 2005 tarihinde yaptığı ilk
basın açıklaması ve açıkladığı bir deklarasyonla doğdu. Siyasetin sıfır
noktasına indiği bir vasatta söylenecek sözü olanların oluşturduğu bir irade
olarak ortaya çıktı ve tam 53 haftadır hiç aksatmasızın Danıştay
saldırısının olduğu, tüm egemenlerin yeni bir 28 şubat için fazla mesai
yaptığı o kritik hafta da dahil olmak üzere devam ediyor. İnşaallah bundan
sonrada devam edecek.
Hesabımızı 100.hafta da ne yapabiliriz, 1000. haftada nasıl bir Türkiye’de
olacağız üzerinden yapıyoruz.
H.Vakti: Platformu oluşturanlar kimler, sizlerle işbirliği yapan ve
destek veren kuruluşlar hangileri?
SBP: Platform 4 ana bileşenle kuruldu; Sakarya Dayanışma Derneği,
Özgürder Sakarya İnisiyatifi, Sapanca Bilgi Eğitim ve Dayanışma Derneği ve
Geyve Dayanışma İnisiyatifi. Ancak bunun dışında Sakarya’da bulunan bir çok
sendika, vakıf, dernek gibi STK’lar, ayrıca sol siyasetlerden bazı dostlarda
ilk günden beri destek veriyor.
KİTAP MERKEZLİ BİR KİMLİK
H.Vakti: Ülkemizin en yaygın insan hakkı ihlali olan başörtüsü neden
gereken ilgiyi göremiyor? Bir derbi maçında verilen yanlış karar günlerce
tartışılırken, temel bir hakkın çiğnenmesine kitlelerin yeterli duyarlılığı
göstermemesinin sebebi ne olabilir?
SBP: Bu tutumun köklerini tarihte aramamız gereken kemikleşmiş
sebepleri var; öncelikle 1923 parlementosuyla birlikte Anadolu’daki İslami
yapılar ve entelektüel birikim derin bir travma geçirdi. Kendine güvenini ve
ümmetle olan irtibatını yitirdi. 1923 sonrası İslamcı düşüncenin sığ, sağcı,
özür dileyici ve devlete bitişik tutumu bu travma ile açıklanabilir. Doğal
mecralarında oluşan cemaat yapıları ise sosyolojik birer gerçeklik dışında
tarihsel birer özne olamadılar. Bu dönemde İslam’i kesim sorunu “devlet baba
“ dan üvey evlat muamelesi görmek olarak algıladı .Tabii doğal olarak hak
arama mücadelesi de bu çerçeve içine hapsedildi.
Devlet baba’nın gözüne girmeye çalışmak, diğer evlatlara duyulan
kıskançlık(!) ve onları (solcular, batıcılar, aleviler, bölücüler vs…)
baba’ya şikayet etmek gibi sığ bir siyaset maalesef halen İslami camianın
baskın tutumu olmaya devam ediyor.
Ancak hamdolsun meydan eskisi kadar da boş değil; kitap merkezli düşünen,
kitap merkezli, arınmış -sahih bir kimlik oluşturmanın mücadelesi veren ve
bunu yaparken tüm İslam dünyası gibi bir ufka sahip Müslümanlarda var.
H.Vakti: Başörtüsüne sahip çıkanlarda bu ufuk var mı sizce?
Başörtüsüne sahip çıkanlar ifade ettiğimiz “kitap merkezli bir kimlik”
mücadelesini bir şekilde gündemlerine almış kişi ve çevreler…
Bunun dışında kalan geniş bir İslami camia ise maalesef bu sorunu,
Müslümanlara yapılan tüm zulüm ve hakaretleri hiç üzerine alınmıyor. Zira
bilinç altında yukarıda bahsettiğimiz “Baba “arketipi var; ”babamızdır
severde döverde bizim yapmamız gereken uslu çocuk olup babanın gözüne
girmek.. Ah bide şu babayı kızdıran üvey kardeşler olmasa…”Türkiye’deki
Müslümanlar öncelikler şu “baba” ile olan düşünsel veraset meselesini
halletmeliler diye düşünüyorum.
BAŞÖRTÜSÜ KİMİN SORUNU?
H.Vakti: Laikçi katı tutumdan yine en çok etkilenen kadınlar oluyor.
Sorun erkek duyarsızlığı olarak değerlendirilebilir mi? Veya kadınlar bu
sorunları için teslimiyetçi denebilir mi? Gerçek sorun sizce nerede?
SBP: 28 Şubat’ın ilk günlerinden itibaren devam eden bir adaletsizlik
var Müslüman bayanlara karşı… Bu süreçte başörtüsü meselesi maalesef bir
“Müslüman kadının sorunu” olarak tanımlandı ve eleştirilerde ağırlıklı
olarak bayanlar üzerinden yapıldı. Bizde yaptık bu yanlışı. Fetvayı veren
üstatlar, hoca efendiler yüzleri kızarmadan insan içinde dolaşırken biz
başını açan bayanlara yüklendik; onları direnmemekle, teslimiyetçilikle
suçladık ve tutunabilecekleri son dalı da; direnişi de ellerinden almış
olduk. Ama sakalını kesip okuluna, işine devam eden erkekler, ”çalışmayı
versinler, okumayı versinler..”diyen yada tam tersi ‘eğitim için gerekirse
örtüde açılır’ diyen babalar, ağabeyler hiç sorgulanmadı, sizin öneriniz
nedir ve siz bu sorunun muhatabı değimlisiniz diye sorulmadı, soramadık.
Gelinen noktada tek kelimeyle bir tasfiye yaşandı ve maalesef kızıyla
oğluyla bir nesli kaybettik.
H.Vakti: AKP iktidarıyla birlikte başörtüsü eylemleri hız kesmiş
görünüyor, sebep iktidarın çözüm bulacağına olan inanç mı, yoksa ümit kesme
mi?
SBP: AKP hükümeti bahsettiğim sorunlu İslam algılayışının kemal
noktasını oluşturuyor.
Bu yüzden biz maalesef çok şaşırmıyoruz. Yukarıda bahsettiğimiz gelenekten
gelen bu camia 28 Şubat’ın dik durulması gereken günlerinde insanları en
haklı tepkilerini göstermekten men ettiler, bu işlerin sokağa çıkmakla
bağırıp çağırmakla çözülmeyeceğini empoze ettiler ve neticede
kitleyi,“çaresiz”liğe mahkum etmeyi başardılar.
Ve bugün hiç utanmadan “arkamızda halk desteği yok veya veliler çocuklarına
sahip çıkmıyorlar” gibi mazeretler sunuyorlar. Bu halka hakaret etmektir. Bu
insan zekasıyla alay etmektir..
DİRENİŞ BİR MEKTEPTİR
H.Vakti: Eylemlere başladığınızdan bu yana sizlere ümit veren ve
ümitlerinizi kıran olaylar neler? Nelerle karşılaştınız?
SBP: Alemlerin Rabbi olan ALLAH ‘a hamd ediyoruz ki , eylemler
başladığından beri ümidimizi kıracak zorluklarla karşılaşmadık.
Tabii bazı bedeller ödeniyor, ama biz bunu da Resul’ün sünneti olarak
görüyoruz ve Rabbimize bu şerefi bizlere bahşettiğinden dolayı hamd
ediyoruz.
Platform gönüllüsü tüm arkadaşlarımız bir komutan gibi düşünüp bir er gibi
çalışıyorlar ve hepimiz her gün yeni bir şeyler öğreniyoruz. Direnişin,
mükemmel sorunsuz insanı-ı kamilleri beklemekle değil, tüm kusurlarımız ve
zaaflarımızla birbirimize dayanarak kardeşçe paylaşarak ve sabrederek
olacağını öğreniyoruz. Ve inanıyoruz ki “direniş bir mekteptir”
SON DÜŞÜNMEDİK
H.Vakti: Uzun süredir sabırla mücadele ediyorsunuz! Bu mücadele
sizden öncede vardı ve olmayada devam edecek! Eylemler sonucu inanç
özgürlüğüne karşı, duyarlılığın arttığına inanıyor musunuz?
SBP: Biz eylemlere
başlarken bir son düşünmedik, şu hesabı yaptık sadece ; değerlerimize
yapılan bu saldırıları hazmedecek miyiz yoksa bir Müslüman gibi izzet ve
vakarımızı muhafaza mı edeceğiz? Bu sorunun cevabı bizim için çok önceden
belliydi. sonrasında yapabileceklerimizi tartıştık, İzmit’teki kardeşlerin
başlattığı bir eylemlilik süreci vardı. Biz de bunu destekleyici ve
çoğaltıcı katkıda bulunmanın en pratik ve etkili yöntem olacağını düşündük.
Yaptığımız eylemliliği en baştan sabır ve istikrar gerektiren ibadi bir
görev olarak tarif ettik, ve son olarak dedik ki “bunun için ne gerekir ?
Her hafta yarım saatini ayıracak en az üç kişi!
Peki biz bu kadar var mıyız?
Evet.
O zaman Bismillah …
Hamdolsun sayımız 20 nin altına hiç düşmedi ve 53 hafta ya baktığımızda
zaman, zaman 300 e çıkan, çoğu zaman 60-70 kişilik bir toplulukla bu
eylemleri gerçekleştirdik.
Ve gelinen noktada İzmir Ankara ve en son Van’da da kardeş platformların
oluşturulmasıyla sesimizin daha gür çıktığı bir aşamaya ulaştığımızı
düşünüyoruz.
MEDYANIN TUTUMU NASIL?
H.Vakti: Yerel medya başta olmak üzere medyanın mücadelenize bakışı
nasıl? Destekleniyormusunuz?
SBP: Gerek yerel, gerekse İslami basının desteklediğini
söyleyebiliriz. Özellikle Vakit her hafta gündemimizi sayfalarına taşıdı.
Bunun dışında zaman, zaman Milli Gazete ve Yeni Şafak ta da haberler çıktı,
ayrıca başta Haksöz.net olmak üzere bir çok haber sitesi de düzenli olarak
gündeme taşıdılar. Bu arada bizimde kendi imkanlarımızla oluşturduğumuz bir
sitemiz var
www.sakaryadayanismaplatformu.org buradan düzenli olarak
eylemliliklerimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz...
Sizlere de gösterdiğiniz samimi ilgi için teşekkür ve dua ediyoruz.
Kaynak: www.habervakti.com
|