Mine Alpay Gün
Kaygıya gerek yok:
"Yoksullaştıkça örtünüyorlar"
Masalın bitimi, onların arzuladığı sonla niyetlendirildi: "Yoksullaştıkça
örtünüyorlar" kaygıya gerek yok. Zenginler örtünmüyor.
Büyük şehirlerin, lüks sitelerine gidip, araştırmanıza koyulun. Derde derman
örtülü yok. O halde hiç tasa çekmeye de gerek kalmıyor. Varoşlar yıkılıyor
başörtülülerden. Milliyet'in yaptırdığı alan araştırmasının sonuçları
çıktıkça; kimi zaman % 75'i aşan "Ünivresitelerde yasak kalksın" gibi bir
oranla; suratlar ekşisede... Bu, fakir örtüsüne, acınacak bir durum da çıkarıyor.
G. Civaoğlu Yaptığı yorumda; "dünyanın en fakir ülkesi Afganistan'da
kadınların kat kat örtülerle dolaştığını", sonuçta örtünün fakirlikle
yaman bir ilişkisi olduğunu da ıspatladığını muzafferane edalarla, pür memnun
vurguluyor.
Zenginlerin yakasından zaten düşmüş tesettür. Üniversitelerden de copla-tekme ile
dışarı atıldığına göre rahat uykular alınabilir. Profesör Elizabeth Özdalga
gibi yabancı bir garnitürle, alan araştırmasının objektif yapıldığına dair kenar
süsleri de ihmal edilmiyor. Devleti yönetenlerin eşlerinin resepsiyona
katılamamamalarının dışarıya otoriter ve yakışıksız bir görüntü vermesi gibi
bir sorunsalı yontup-düzeltecek heykeltraşı oynayacak sosyologların önemli bir
öblümü bu yontuyu yıllardır gövdeden ayıramadılar.
Ne yazık ki malûm medya, başörtülü kadınların defilelerinden başka
"cazip" faaliyetini bulamadığından; "Devlet konukevi"nde yapılacak
çok önemsiz bir kıyafet sunumunu manşetlerine çekebilmekte. Bir çöle dönmüş
Türkiye'nin kültür haritasında, başörtülülerin bir tutam tuzu var mı yok mu, bu
her iki tarafın da umurunda değil. Kimi firmaların ürünlerini satmak için
"reklâmın kötüsü olmaz" anlayışı ile hergün gazetelerde sırıtan
boyalı-tesettürlü mankenlerden gına geldi.
Diyanet İşleri Başkanlığı; Mehmet Aydının başlattığı yerinde bir tesbitle
"Erkek İslâm'ı femine edebilmek için; hutbelerle kadınların da camilerde cuma
namazı kılacaklarını, vatandaşlara duyurma kararı alıyor. Tarihsel bir yanlışlık
düzeltiliyor. Kadının ikinci sınıf insan yerine konup evlerine hapsediliş süreci
bitiyor. Bunlar tartışılacağına ahmakça bir gayretkeşlikle iki taraf da defile
derdinde. Camilerimizi gezin, Mekânın yüzde onu bile olmayan bir satıh, kadınlara
ayrılmış. Erkeklerin durduğu alan, göz önünde olduğundan mıdır; yeni ve temiz
halılar oraya serilmiş. Kadınlar kısmında ise eski, yırtık en acısı kirli
kilimler. İşkenceye dönen bir namaz eylemi reva görülmüş kadınlara. Kadim gelenek,
çocuk bakımını sokakta da kadına bıraktığından, ailenin beyi, özgür ve kafası
dinç önde namazını kılıyor. Eşi ise haylaz çocuğunu bir sütun dibinde avutmak
için açıyor çıkını, yemeğini yediriyor. Alnımızın değdiği yerde yağlı yemek
artıkları, şekerli, çikolatalı yapışkanlıklar, üstümüzü batırıyor. Alın
araştırmanıza ekleyin; eğitimsiz insanlar camileri çöplüğe çeviriyor. Detayı
atlamadan ama: Kadınlar kısmına gereken önem verilmiyor, temizlenmiyor, huzur
içerisindeki namaz onlara çok görülüyor...
milligazete.com.tr