milliyet.JPG (12830 bytes)

Mine Alpay Gün

Kaygıya gerek yok:

"Yoksullaştıkça örtünüyorlar"

Masalın bitimi, onların arzuladığı sonla niyetlendirildi: "Yoksullaştıkça örtünüyorlar" kaygıya gerek yok. Zenginler örtünmüyor.

Büyük şehirlerin, lüks sitelerine gidip, araştırmanıza koyulun. Derde derman örtülü yok. O halde hiç tasa çekmeye de gerek kalmıyor. Varoşlar yıkılıyor başörtülülerden. Milliyet'in yaptırdığı alan araştırmasının sonuçları çıktıkça; kimi zaman % 75'i aşan "Ünivresitelerde yasak kalksın" gibi bir oranla; suratlar ekşisede... Bu, fakir örtüsüne, acınacak bir durum da çıkarıyor. G. Civaoğlu Yaptığı yorumda; "dünyanın en fakir ülkesi Afganistan'da kadınların kat kat örtülerle dolaştığını", sonuçta örtünün fakirlikle yaman bir ilişkisi olduğunu da ıspatladığını muzafferane edalarla, pür memnun vurguluyor.

Zenginlerin yakasından zaten düşmüş tesettür. Üniversitelerden de copla-tekme ile dışarı atıldığına göre rahat uykular alınabilir. Profesör Elizabeth Özdalga gibi yabancı bir garnitürle, alan araştırmasının objektif yapıldığına dair kenar süsleri de ihmal edilmiyor. Devleti yönetenlerin eşlerinin resepsiyona katılamamamalarının dışarıya otoriter ve yakışıksız bir görüntü vermesi gibi bir sorunsalı yontup-düzeltecek heykeltraşı oynayacak sosyologların önemli bir öblümü bu yontuyu yıllardır gövdeden ayıramadılar.

Ne yazık ki malûm medya, başörtülü kadınların defilelerinden başka "cazip" faaliyetini bulamadığından; "Devlet konukevi"nde yapılacak çok önemsiz bir kıyafet sunumunu manşetlerine çekebilmekte. Bir çöle dönmüş Türkiye'nin kültür haritasında, başörtülülerin bir tutam tuzu var mı yok mu, bu her iki tarafın da umurunda değil. Kimi firmaların ürünlerini satmak için "reklâmın kötüsü olmaz" anlayışı ile hergün gazetelerde sırıtan boyalı-tesettürlü mankenlerden gına geldi.

Diyanet İşleri Başkanlığı; Mehmet Aydının başlattığı yerinde bir tesbitle "Erkek İslâm'ı femine edebilmek için; hutbelerle kadınların da camilerde cuma namazı kılacaklarını, vatandaşlara duyurma kararı alıyor. Tarihsel bir yanlışlık düzeltiliyor. Kadının ikinci sınıf insan yerine konup evlerine hapsediliş süreci bitiyor. Bunlar tartışılacağına ahmakça bir gayretkeşlikle iki taraf da defile derdinde. Camilerimizi gezin, Mekânın yüzde onu bile olmayan bir satıh, kadınlara ayrılmış. Erkeklerin durduğu alan, göz önünde olduğundan mıdır; yeni ve temiz halılar oraya serilmiş. Kadınlar kısmında ise eski, yırtık en acısı kirli kilimler. İşkenceye dönen bir namaz eylemi reva görülmüş kadınlara. Kadim gelenek, çocuk bakımını sokakta da kadına bıraktığından, ailenin beyi, özgür ve kafası dinç önde namazını kılıyor. Eşi ise haylaz çocuğunu bir sütun dibinde avutmak için açıyor çıkını, yemeğini yediriyor. Alnımızın değdiği yerde yağlı yemek artıkları, şekerli, çikolatalı yapışkanlıklar, üstümüzü batırıyor. Alın araştırmanıza ekleyin; eğitimsiz insanlar camileri çöplüğe çeviriyor. Detayı atlamadan ama: Kadınlar kısmına gereken önem verilmiyor, temizlenmiyor, huzur içerisindeki namaz onlara çok görülüyor...


milligazete.com.tr

.: geri dön :.

© serzeniş