Milli Gazete Yorum
Başörtüsü araştırması
Milliyet Gazetesi Tarhan Erdem’le gerçekleştirdiği geniş bir araştırma yayınlıyor.
Türkiye’de son on yıldır en önemli suni gündem meselesi yapılan şey araştırmanın
konusu olarak belirlenmiş: Başörtüsü!
Ayrıntılı bir çalışma. Eğitimlisinden eğitimsizine, gencinden yaşlısına,
evlisinden bekarına kadar Türkiye’nin başörtüsü konusundaki profili yakalanmaya çalışılmış.
Araştırmanın tahliline girecek değiliz. Biz araştırmanın ortaya koyduğu sonuçlardan
ziyade, genel olarak başörtüsünün önemli bir suni gündem meselesi yapıldığını
ve Türkiye’mizde herkesin arzusu olan kardeşlik ve barış ortamının sağlanmaması
için sürekli kullanılan bir konu olduğunu hatırlatmak istiyoruz.
Türkiye’yi böylesi anlamsız bir çekişmeden kurtarmanın yolu gerçekten bu kadar
zor mudur? Öncelikle müslümanlar için gerçekten bir emir olan örtüyü illa da bir
siyasi simge olarak görmeye yatkın olan çevrelerin bakış açılarını bir an için
doğru kabul etsek bile bu, kavgaya ve gerilime neden olacak bir şey midir? Ülkemizde sınıf
farkı olmadığına ve siyasal yapımızda partiler sınıfları temsil etmediklerine göre
A partisinin rozetini takmakla o partinin gömleğini giyinmenin ne farkı vardır? Kaldı
ki, örtüyü dini bir vecibe olarak görmek yerine siyasi bir simge olarak kabullenmek İslam’ın
bir din olarak bilinmediği bir toprak parçası varsa ancak orada mümkündür. Nitekim
Milliyet’in araştırmasından çıkan en önemli sonuç, Türkiye’deki partilerin
tamamında başörtülü seçmenlerin varlığının bariz olarak görülmesidir.
YÖK’ün bir zamanlar “Biz başörtüsüne izin vermeyelim ama inancından dolayı örtünmek
isteyen kızlarımızın türban takmalarına imkan sağlayalım” anlayışıyla bir
genelge çıkarttığı hatırlanmalıdır.
Bugün ise “kimsenin, başörtüsüne diyecek sözünün olmadığı” sık sık
vurgulanıp; “Özellikle üniversitelerde başörtüsü yerine siyasi bir simge olan türban
eğilimi artıyor” gibi ipe sapa gelmez bir sızlanma söz konusu! Sadece bu örnek bile
örtü meselesinin nasıl bir istismara konu edilip baskı vesilesi yapıldığını açıklamaya
yetiyor.
Tarafsız araştırmalarda bile nüfusunun yüzde seksen’inin örtüden yana görüş
bildirdiği bir ülkede örtü problemi yaşamak anlaşılır şey değil.
Bu konunun çözümü herkesten önce başörtüsü yasağını dayatanlara düşüyor.
Mademki hayali korkularını yenemeyip örtünmeyi siyasi bir simge olarak algılamaktan
vazgeçemiyorlar; öyleyse, bunu siyasi istimara yol açmayacak şekilde çözüme kavuşturmak
onların görevidir. Çözüm “Ben güçlüyüm dayatırım” demek değildir.
milligazete.com.tr