milliyet.JPG (12830 bytes)

Milli Gazete Yorum

Başörtüsü araştırması

Milliyet Gazetesi Tarhan Erdem’le gerçekleştirdiği geniş bir araştırma yayınlıyor. Türkiye’de son on yıldır en önemli suni gündem meselesi yapılan şey araştırmanın konusu olarak belirlenmiş: Başörtüsü!

Ayrıntılı bir çalışma. Eğitimlisinden eğitimsizine, gencinden yaşlısına, evlisinden bekarına kadar Türkiye’nin başörtüsü konusundaki profili yakalanmaya çalışılmış.

Araştırmanın tahliline girecek değiliz. Biz araştırmanın ortaya koyduğu sonuçlardan ziyade, genel olarak başörtüsünün önemli bir suni gündem meselesi yapıldığını ve Türkiye’mizde herkesin arzusu olan kardeşlik ve barış ortamının sağlanmaması için sürekli kullanılan bir konu olduğunu hatırlatmak istiyoruz.

Türkiye’yi böylesi anlamsız bir çekişmeden kurtarmanın yolu gerçekten bu kadar zor mudur? Öncelikle müslümanlar için gerçekten bir emir olan örtüyü illa da bir siyasi simge olarak görmeye yatkın olan çevrelerin bakış açılarını bir an için doğru kabul etsek bile bu, kavgaya ve gerilime neden olacak bir şey midir? Ülkemizde sınıf farkı olmadığına ve siyasal yapımızda partiler sınıfları temsil etmediklerine göre A partisinin rozetini takmakla o partinin gömleğini giyinmenin ne farkı vardır? Kaldı ki, örtüyü dini bir vecibe olarak görmek yerine siyasi bir simge olarak kabullenmek İslam’ın bir din olarak bilinmediği bir toprak parçası varsa ancak orada mümkündür. Nitekim Milliyet’in araştırmasından çıkan en önemli sonuç, Türkiye’deki partilerin tamamında başörtülü seçmenlerin varlığının bariz olarak görülmesidir.

YÖK’ün bir zamanlar “Biz başörtüsüne izin vermeyelim ama inancından dolayı örtünmek isteyen kızlarımızın türban takmalarına imkan sağlayalım” anlayışıyla bir genelge çıkarttığı hatırlanmalıdır.

Bugün ise “kimsenin, başörtüsüne diyecek sözünün olmadığı” sık sık vurgulanıp; “Özellikle üniversitelerde başörtüsü yerine siyasi bir simge olan türban eğilimi artıyor” gibi ipe sapa gelmez bir sızlanma söz konusu! Sadece bu örnek bile örtü meselesinin nasıl bir istismara konu edilip baskı vesilesi yapıldığını açıklamaya yetiyor.

Tarafsız araştırmalarda bile nüfusunun yüzde seksen’inin örtüden yana görüş bildirdiği bir ülkede örtü problemi yaşamak anlaşılır şey değil.

Bu konunun çözümü herkesten önce başörtüsü yasağını dayatanlara düşüyor. Mademki hayali korkularını yenemeyip örtünmeyi siyasi bir simge olarak algılamaktan vazgeçemiyorlar; öyleyse, bunu siyasi istimara yol açmayacak şekilde çözüme kavuşturmak onların görevidir. Çözüm “Ben güçlüyüm dayatırım” demek değildir.

milligazete.com.tr

.: geri dön :.

© serzeniş