milliyet.JPG (12830 bytes)

TÜRBAN DOSYASI - 5

Türkiye'nin 3 sorunu

cemaat.jpg (10242 bytes)Araştırma sonunda Türkiye'nin ilk 3 sorunu olarak ekonomik kriz, işsizlik ve eğitim ön plana çıktı... Terör, son sıralarda yerini alırken, türban 7'nci sıradaydı.

• Halkın yüzde 31.6'sı düzenli olarak namaz kılıyor.

• Yaş yükseldikçe 'Muhafazakârım' diyenlerin oranında önemli artış görüldü.

• SP seçmeninin yüzde 86,7'si, AKP seçmeninin ise yüzde 45.6'sı düzenli namaz kıldığını söyledi.

• Eğitim ve sosyal statü yükseldikçe namaz kılanların oranında düşüş göze çarpıyor.

• Çalışanların yüzde 19'u düzenli namaz kılıyor, yüzde 25.2'si cuma namazına gidiyor.

• Kürt sorunu, Güneydoğu Anadolu'da yüzde 27.2 ile en önemli 3. sorun.

• Türban sorunu, AKP seçmeninin yüzde 15.3 ile en önemli gördüğü 6. sorundur.

• 1993'te birinci, 1999'da ise en önemli ikinci sorun olan terör, şimdi 12. sırada.

• 1993'te işsizliği en önemli sorun olarak görenlerin oranı yüzde 21'di, şimdi yüzde 62.4.

Denekler "Siz kendinize muhafazakâr diyebilir misiniz?" sorusunu, "muhafazakâr" sıfatına yükledikleri anlama göre cevaplamışlardır. Deneklerin yüzde 16.5'i soruyu anlamadığı, durumunu tanımlayamadığı veya istemediği için cevap vermemiştir. Her 100 denekten 48'i, tümüyle veya kısmen kendini "muhafazakâr" olarak tanımlamış, yüzde 36'sı "Muhafazakâr değilim" demiştir.

Yaş yükseldikçe "Evet" diyenler, eğitim arttıkça "Hayır" diyenlerin oranı yükselmektedir. CHP'lilerin yüzde 65'i, AKP'lilerin yüzde 21'i muhafazakâr olmadığını söylemiştir. Bu oran GP'de 40, DEHAP'lılarda 45, MHP'lilerde 27'dir.

Denekler ekonomik kriz, işsizlik ve eğitim sorununu öne çıkarmaktadırlar. 2000'in başından bu yana; işsizliği, eğitimi ve sağlığı "3 sorun" arasına katanların oranında önemli artış olmuştur. Ekonomi, oranı artmasa da birinciliği korumaktadır. Terör, 1993'te yüzde 77 ile ilk sırada iken, bugün arka sıralarda kalmıştır. Türbanı 3 sorun arasında sayanların oranı, yüzde 2.6'dan (1999) yüzde 9'a yükselmesine rağmen, bu sorun listede 7'nci sıradadır. Araştırmada gözlenen, "türban çoğunluğun sorunu değildir" kanısını, bu soruya verilen cevaplar da desteklemektedir.

Bu araştırmanın ancak bazı sonuçları Milliyet'te yayımlanabilmiştir. Bulguların bir kısmını ve nüfus olarak karşılıklarını, yaklaşık sayılarla özetlemek istiyorum:


DEĞERLENDİRMELER

• 17 yaşından büyük 22 milyon kadının, yaklaşık üçte ikisi, 14 milyonu, evinden dışarıya çıktığında başını bir giysiyle kapamaktadır.

• Başını örten 14 milyon kadının 11 milyonu, başına örttüğü giysiyi "başörtüsü" ya da "eşarp", 800 bini ise "türban" olarak adlandırmaktadır. 2 milyon kadın, "yöresel örtü" ile başını kapattığını, 270 bin kadınımız çarşafla örtündüğünü söylemektedir.

• Köy ve kentlerimizdeki 15 milyon hanenin 10 milyondan fazlasında, dışarı çıkarken başını örten en az bir kadın var.

• 4 milyon 500 bin bekâr kadının (Araştırmamızda toplam kadınların yüzde 21'i) 1.5 milyonu başını örtmekte, 3 milyonu örtmemektedir.

• Başını örtenler ve örtmeyenlerin çoğunluğu "türban"ı "sorun olarak" görmemektedir. Yetişkinlerin (42-44 milyon kişinin) en çok 6 milyonu için ülkemizde "türban sorunu" vardır.

• Başını örtme konusunda, eğitim ve gelir düzeyi önemli belirleyicidir. Başın örtülmesine, türbana, resmi törenlere türbanla katılmaya bakış, eğitim ve gelir düzeyine doğrudan bağımlıdır.


SONUÇ OLARAK...

Her araştırma gibi, yayımladığımız çalışmanın da, hataları ve eksikleri vardır. Bulgular, kesin veriler olarak değil, yaklaşık değerler olarak değerlendirilmelidir. Kabaca söylersem, bu araştırmada varılan sonuçlar, 600-800 bin kişiden fazla olan grupların, çeşitli davranış ve yaklaşım farklılıklarını göstermektedir. Sayıları daha az olan gruplarla ilgili veriler istendiğinde, daha geniş örneklemli araştırmalar yapılmalıdır. A&G yöneticisi Adil Gür ve çalışanları ile araştırmayı yürütenler olarak, bize bu olanağı sağlayan Milliyet gazetesine ve gerçekten yakın ilgi gösteren okuyucularına teşekkür ederiz.

tablo5-1.gif (54906 bytes)

Eşim için başımı açabilirim

tablo5-2.gif (15928 bytes)CHP milletvekili Yıldırım'ın tesettürlü eşi, "Mehmet'in kariyerine zarar verecekse başımı açabilirim" diyor.

CHP Kastamonu milletvekili Mehmet Yıldırım'ın kendisini Atatürkçü ve hafız olarak tanımlayan başörtülü eşi Asiye Hikmet Yıldırım, "Başörtümü seviyorum ama Mehmet'in kariyerine zarar verecekse duruma göre açarım. Sonuna kadar Atatürkçüyüm. Müslümanlığı yaşıyorsak Atatürk'ün sayesinde yaşıyoruz" dedi. Aile içinde hafızlık yaptığını anlatan Yıldırım, türban ya da başörtüsünün yasak olmaması gerektiğini söyleyerek, "Allah insanlar için yasak koymamış. İsteyen istediğini giymeli. Tartışmalar uykularımı kaçırıyor" diye konuştu.

"Atatürk sayesinde Müslümanlığı yaşıyoruz" diyen Asiye Yıldırım, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile zaman zaman bir araya geldiklerini belirterek, "Kendisini kardeşim kadar severim. CHP'den başörtümle ilgili hiçbir baskı ya da rahatsızlık belirtisi gelmedi" şeklinde konuştu.

'ASIL SORUN İŞSİZLİK'

Siyasilerin türban konusunda dikkatli olması gerektiğini belirten Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: "İnsanları bölüyor, parçalıyor. Aile içinde bile sorun oluyor. Oysa Türkiye'nin en büyük sıkıntısı işsizlik. İntihar edenleri gördüm, mutsuzluk var Türkiye'de. Aç sefil insanları gördükçe tüylerim diken diken oluyor."

Devir, tüketim devri

"Bir lokma, bir hırka" anlayışının terk edildiğini söyleyen Doç. Yumul'a göre, İslamcılar artık giyime ve güzellik ürünlerine ilgisiz kalamıyor

Tüketim çılgınlığından İslamcıların da nasibini aldığını savunan Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Arus Yumul, "Türban Dosyası" kapsamında konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı...

Artık frapan makyaj yapan, yırtmaçlı etek ve pantolon giyen yeni bir türbanlı tipi var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu, bedenin bir proje olarak algılanmasının sonucudur. Bu algılama, sadece İslami kesimle sınırlı değildir. Bedenini şekillendirme yoluyla kimliği yeniden inşa etme, "geç modernite" olarak tanımlanan bu dönemin bir özelliğidir. "Müslümanlar" da bir adada yaşamıyorlar. Güzellik ürünlerine, giyim kuşama ilgisiz kalamıyorlar.

Cinselliği çağrıştıran bu giyim tarzı, tesettürün temelindeki düşüncelerle örtüşüyor mu?

Dinin bir anlamda 'özelleştiği', kişisel yorumların dini pratikleri etkilediği bir durum söz konusu. Kuran'da ne şekilde örtünüleceği konusunda herhangi bir hükmün bulunmadığını söyleyenlerden tutun, tek tip bir örtünme biçimi olduğunu iddia edenlere kadar geniş bir yorum skalası mevcut. Siz bu yorumlardan yaşam tarzınıza en uygun olanı seçiyorsunuz.

'DİN DE ÖZELLEŞİYOR'

Türbanlı genç kızlar ve delikanlılar arasında cinsellik (ele ele tutuşma, öpüşme) sokaklarda açık olarak yaşanıyor. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Bu oldukça normal bir davranıştır. Türbansız genç kızların bu tip hareketleri toplumun bir kesiminde artık sorgulanmaz iken, sadece İslami kesim için sorgulanması mercek altına alınmalıdır.


'Ya açın, ya evde oturun'

tayyar.jpg (6193 bytes)Eski Diyanet İşleri Başkanı Altıkulaç, türbanla sınava girmek için destek isteyen öğrencilere, "Ya başınızı açın, ya evde oturun" dedi.

TBMM Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Tayyar Altıkulaç'ı TBMM'de ziyaret eden İlahiyat Fakültesi öğrencileri, final sınavlarına türbanla girmek istediklerini belirterek yardım istedi. Altıkulaç ise öğrencilere duygusal davranmamaları ve başlarını açarak sınava girmeleri telkininde bulundu. "Eylem yapın, hakkınızı arayın, direnin" demenin kendi tarzı olmadığını ifade eden Altıkulaç, "Bu tercihi yapmak durumunda olan öğrenci, benim kızım olsaydı ve bana ne yapması gerektiğini sorsaydı, ona evde oturmasını değil, okumayı tercih etmesini söylerdim" diye konuştu. Türbanın kamuoyunda tartışılmasını "sakıncalı" bulduğunu belirten Altıkulaç şunları söyledi:

TAVİZ VERİLMEDİĞİNE GÖRE...

"Doğrudan bireyin tercihi ile ilgili olan başörtüsü konusu ne yazık ki, bu ülkede anlaşılmaz bir sorun haline gelmiştir. Yetkililer, tavizsiz tutumlarını sürdürdüğüne göre öğrenciler, ya başlarını açıp derslere girecekler ya da gidip evlerinde oturacaklar."

Sosyal demokrat ve dindarım

Türkiye'nin "sarmısakçı milletvekili" olarak tanıdığı Mehmet Yıldırım, eşinin başörtü takması, kendisinin ise CHP'den milletvekili olmasını şöyle açıkladı: "Sosyal demokrat dindarım, inançlıyım. Türkiye'nin ve CHP'nin buna ihtiyacı var..." Hz. Muhammed'in de sosyal demokrat olduğunu söyleyen Yıldırım, şöyle devam etti: "Sosyal demokrasi inanç dünyası ile çatışmıyor, çakışıyor."

ATATÜRK OLMASAYDI...

Atatürk ile Hz. Muhammed arasında çatışma var gibi göstermenin haksızlık olduğunu anlatan Yıldırım, "Hz. Muhammed dünya insanlığı için, Mustafa Kemal Türk halkı için velinimet, Allah'ın lütfu. Mustafa Kemal olmasaydı minarelerimizde ezan okunamayacaktı. O, Türkiye'de cuma hutbesi okuyan ilk devlet başkanı" diye konuştu.

'Arınç da hatalı, protesto eden de'

23 Nisan resepsiyonunda yaşanan krize de değinen Mehmet Yıldırım, resepsiyonun protesto edilmesinin de, Münevver Arınç'ın türbanla katılmak istemesinin de doğru olmadığını belirterek, kamusal alan kurallarına herkesin uyması gerektiğini vurguladı. Türban ve başörtüsünün farklı olduğunu, türbanın siyasal simge olarak kullanıldığını söyleyen Yıldırım, "Asıl beyindeki örtüyle uğraşmalı" dedi.


 

.: geri dön :.

© serzeniş