TÜRBAN DOSYASI - 5
Türkiye'nin 3 sorunu
Araştırma sonunda
Türkiye'nin ilk 3 sorunu olarak ekonomik kriz, işsizlik ve eğitim ön plana çıktı...
Terör, son sıralarda yerini alırken, türban 7'nci sıradaydı.
• Halkın yüzde 31.6'sı düzenli olarak namaz kılıyor.
• Yaş yükseldikçe 'Muhafazakârım' diyenlerin oranında önemli artış görüldü.
• SP seçmeninin yüzde 86,7'si, AKP seçmeninin ise yüzde 45.6'sı düzenli namaz
kıldığını söyledi.
• Eğitim ve sosyal statü yükseldikçe namaz kılanların oranında düşüş göze
çarpıyor.
• Çalışanların yüzde 19'u düzenli namaz kılıyor, yüzde 25.2'si cuma namazına
gidiyor.
• Kürt sorunu, Güneydoğu Anadolu'da yüzde 27.2 ile en önemli 3. sorun.
• Türban sorunu, AKP seçmeninin yüzde 15.3 ile en önemli gördüğü 6. sorundur.
• 1993'te birinci, 1999'da ise en önemli ikinci sorun olan terör, şimdi 12. sırada.
• 1993'te işsizliği en önemli sorun olarak görenlerin oranı yüzde 21'di, şimdi
yüzde 62.4.
Denekler "Siz kendinize muhafazakâr diyebilir misiniz?" sorusunu,
"muhafazakâr" sıfatına yükledikleri anlama göre cevaplamışlardır.
Deneklerin yüzde 16.5'i soruyu anlamadığı, durumunu tanımlayamadığı veya
istemediği için cevap vermemiştir. Her 100 denekten 48'i, tümüyle veya kısmen
kendini "muhafazakâr" olarak tanımlamış, yüzde 36'sı "Muhafazakâr
değilim" demiştir.
Yaş yükseldikçe "Evet" diyenler, eğitim arttıkça "Hayır"
diyenlerin oranı yükselmektedir. CHP'lilerin yüzde 65'i, AKP'lilerin yüzde 21'i
muhafazakâr olmadığını söylemiştir. Bu oran GP'de 40, DEHAP'lılarda 45,
MHP'lilerde 27'dir.
Denekler ekonomik kriz, işsizlik ve eğitim sorununu öne çıkarmaktadırlar. 2000'in
başından bu yana; işsizliği, eğitimi ve sağlığı "3 sorun" arasına
katanların oranında önemli artış olmuştur. Ekonomi, oranı artmasa da birinciliği
korumaktadır. Terör, 1993'te yüzde 77 ile ilk sırada iken, bugün arka sıralarda
kalmıştır. Türbanı 3 sorun arasında sayanların oranı, yüzde 2.6'dan (1999) yüzde
9'a yükselmesine rağmen, bu sorun listede 7'nci sıradadır. Araştırmada gözlenen,
"türban çoğunluğun sorunu değildir" kanısını, bu soruya verilen cevaplar
da desteklemektedir.
Bu araştırmanın ancak bazı sonuçları Milliyet'te yayımlanabilmiştir. Bulguların
bir kısmını ve nüfus olarak karşılıklarını, yaklaşık sayılarla özetlemek
istiyorum:
DEĞERLENDİRMELER
• 17 yaşından büyük 22 milyon kadının, yaklaşık üçte ikisi, 14 milyonu,
evinden dışarıya çıktığında başını bir giysiyle kapamaktadır.
• Başını örten 14 milyon kadının 11 milyonu, başına örttüğü giysiyi
"başörtüsü" ya da "eşarp", 800 bini ise "türban"
olarak adlandırmaktadır. 2 milyon kadın, "yöresel örtü" ile başını
kapattığını, 270 bin kadınımız çarşafla örtündüğünü söylemektedir.
• Köy ve kentlerimizdeki 15 milyon hanenin 10 milyondan fazlasında, dışarı
çıkarken başını örten en az bir kadın var.
• 4 milyon 500 bin bekâr kadının (Araştırmamızda toplam kadınların yüzde 21'i)
1.5 milyonu başını örtmekte, 3 milyonu örtmemektedir.
• Başını örtenler ve örtmeyenlerin çoğunluğu "türban"ı "sorun
olarak" görmemektedir. Yetişkinlerin (42-44 milyon kişinin) en çok 6 milyonu
için ülkemizde "türban sorunu" vardır.
• Başını örtme konusunda, eğitim ve gelir düzeyi önemli belirleyicidir. Başın
örtülmesine, türbana, resmi törenlere türbanla katılmaya bakış, eğitim ve gelir
düzeyine doğrudan bağımlıdır.
SONUÇ OLARAK...
Her araştırma gibi, yayımladığımız çalışmanın da, hataları ve eksikleri
vardır. Bulgular, kesin veriler olarak değil, yaklaşık değerler olarak
değerlendirilmelidir. Kabaca söylersem, bu araştırmada varılan sonuçlar, 600-800 bin
kişiden fazla olan grupların, çeşitli davranış ve yaklaşım farklılıklarını
göstermektedir. Sayıları daha az olan gruplarla ilgili veriler istendiğinde, daha
geniş örneklemli araştırmalar yapılmalıdır. A&G yöneticisi Adil Gür ve
çalışanları ile araştırmayı yürütenler olarak, bize bu olanağı sağlayan
Milliyet gazetesine ve gerçekten yakın ilgi gösteren okuyucularına teşekkür ederiz.

Eşim için başımı
açabilirim
CHP milletvekili
Yıldırım'ın tesettürlü eşi, "Mehmet'in kariyerine zarar verecekse başımı
açabilirim" diyor.
CHP Kastamonu milletvekili Mehmet Yıldırım'ın kendisini Atatürkçü ve hafız olarak
tanımlayan başörtülü eşi Asiye Hikmet Yıldırım, "Başörtümü seviyorum ama
Mehmet'in kariyerine zarar verecekse duruma göre açarım. Sonuna kadar Atatürkçüyüm.
Müslümanlığı yaşıyorsak Atatürk'ün sayesinde yaşıyoruz" dedi. Aile içinde
hafızlık yaptığını anlatan Yıldırım, türban ya da başörtüsünün yasak
olmaması gerektiğini söyleyerek, "Allah insanlar için yasak koymamış. İsteyen
istediğini giymeli. Tartışmalar uykularımı kaçırıyor" diye konuştu.
"Atatürk sayesinde Müslümanlığı yaşıyoruz" diyen Asiye Yıldırım, CHP
Genel Başkanı Deniz Baykal ile zaman zaman bir araya geldiklerini belirterek,
"Kendisini kardeşim kadar severim. CHP'den başörtümle ilgili hiçbir baskı ya da
rahatsızlık belirtisi gelmedi" şeklinde konuştu.
'ASIL SORUN İŞSİZLİK'
Siyasilerin türban konusunda dikkatli olması gerektiğini belirten Yıldırım,
sözlerini şöyle sürdürdü: "İnsanları bölüyor, parçalıyor. Aile içinde
bile sorun oluyor. Oysa Türkiye'nin en büyük sıkıntısı işsizlik. İntihar edenleri
gördüm, mutsuzluk var Türkiye'de. Aç sefil insanları gördükçe tüylerim diken
diken oluyor."
Devir, tüketim devri
"Bir lokma, bir hırka" anlayışının terk edildiğini söyleyen Doç. Yumul'a
göre, İslamcılar artık giyime ve güzellik ürünlerine ilgisiz kalamıyor
Tüketim çılgınlığından İslamcıların da nasibini aldığını savunan Bilgi
Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Arus Yumul, "Türban
Dosyası" kapsamında konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı...
Artık frapan makyaj yapan, yırtmaçlı etek ve pantolon giyen yeni bir
türbanlı tipi var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu, bedenin bir proje olarak algılanmasının sonucudur. Bu algılama, sadece İslami
kesimle sınırlı değildir. Bedenini şekillendirme yoluyla kimliği yeniden inşa etme,
"geç modernite" olarak tanımlanan bu dönemin bir özelliğidir.
"Müslümanlar" da bir adada yaşamıyorlar. Güzellik ürünlerine, giyim
kuşama ilgisiz kalamıyorlar.
Cinselliği çağrıştıran bu giyim tarzı, tesettürün temelindeki
düşüncelerle örtüşüyor mu?
Dinin bir anlamda 'özelleştiği', kişisel yorumların dini pratikleri etkilediği bir
durum söz konusu. Kuran'da ne şekilde örtünüleceği konusunda herhangi bir hükmün
bulunmadığını söyleyenlerden tutun, tek tip bir örtünme biçimi olduğunu iddia
edenlere kadar geniş bir yorum skalası mevcut. Siz bu yorumlardan yaşam tarzınıza en
uygun olanı seçiyorsunuz.
'DİN DE ÖZELLEŞİYOR'
Türbanlı genç kızlar ve delikanlılar arasında cinsellik (ele ele tutuşma,
öpüşme) sokaklarda açık olarak yaşanıyor. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Bu oldukça normal bir davranıştır. Türbansız genç kızların bu tip hareketleri
toplumun bir kesiminde artık sorgulanmaz iken, sadece İslami kesim için sorgulanması
mercek altına alınmalıdır.
'Ya açın, ya evde oturun'
Eski Diyanet İşleri
Başkanı Altıkulaç, türbanla sınava girmek için destek isteyen öğrencilere,
"Ya başınızı açın, ya evde oturun" dedi.
TBMM Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Tayyar Altıkulaç'ı TBMM'de ziyaret eden
İlahiyat Fakültesi öğrencileri, final sınavlarına türbanla girmek istediklerini
belirterek yardım istedi. Altıkulaç ise öğrencilere duygusal davranmamaları ve
başlarını açarak sınava girmeleri telkininde bulundu. "Eylem yapın,
hakkınızı arayın, direnin" demenin kendi tarzı olmadığını ifade eden
Altıkulaç, "Bu tercihi yapmak durumunda olan öğrenci, benim kızım olsaydı ve
bana ne yapması gerektiğini sorsaydı, ona evde oturmasını değil, okumayı tercih
etmesini söylerdim" diye konuştu. Türbanın kamuoyunda tartışılmasını
"sakıncalı" bulduğunu belirten Altıkulaç şunları söyledi:
TAVİZ VERİLMEDİĞİNE GÖRE...
"Doğrudan bireyin tercihi ile ilgili olan başörtüsü konusu ne yazık ki, bu
ülkede anlaşılmaz bir sorun haline gelmiştir. Yetkililer, tavizsiz tutumlarını
sürdürdüğüne göre öğrenciler, ya başlarını açıp derslere girecekler ya da
gidip evlerinde oturacaklar."
Sosyal demokrat ve dindarım
Türkiye'nin "sarmısakçı milletvekili" olarak tanıdığı Mehmet
Yıldırım, eşinin başörtü takması, kendisinin ise CHP'den milletvekili olmasını
şöyle açıkladı: "Sosyal demokrat dindarım, inançlıyım. Türkiye'nin ve
CHP'nin buna ihtiyacı var..." Hz. Muhammed'in de sosyal demokrat olduğunu söyleyen
Yıldırım, şöyle devam etti: "Sosyal demokrasi inanç dünyası ile
çatışmıyor, çakışıyor."
ATATÜRK OLMASAYDI...
Atatürk ile Hz. Muhammed arasında çatışma var gibi göstermenin haksızlık olduğunu
anlatan Yıldırım, "Hz. Muhammed dünya insanlığı için, Mustafa Kemal Türk
halkı için velinimet, Allah'ın lütfu. Mustafa Kemal olmasaydı minarelerimizde ezan
okunamayacaktı. O, Türkiye'de cuma hutbesi okuyan ilk devlet başkanı" diye
konuştu.
'Arınç da hatalı, protesto eden de'
23 Nisan resepsiyonunda yaşanan krize de değinen Mehmet Yıldırım, resepsiyonun
protesto edilmesinin de, Münevver Arınç'ın türbanla katılmak istemesinin de doğru
olmadığını belirterek, kamusal alan kurallarına herkesin uyması gerektiğini
vurguladı. Türban ve başörtüsünün farklı olduğunu, türbanın siyasal simge
olarak kullanıldığını söyleyen Yıldırım, "Asıl beyindeki örtüyle
uğraşmalı" dedi.