serzenis.net

basortusu-logo.JPG (5632 bytes)
 

 

Tuncer Çetinkaya

Yüksek öğretimin amacı ve Kemal Gürüz

Yüksek öğretimin amaçlarından birisi 2547 sayılı YÖK Kanunu'nda şöyle belirtiliyor: "Yüksek düzeyde bilimsel çalışma ve araştırma yapmak, bilgi ve teknoloji üretmek, bilim verilerini yaymak, ulusal alanda gelişme ve kalkınmaya destek olmak, yurtiçi ve yurtdışı kurumlarla işbirliği yapmak suretiyle bilim dünyasının seçkin bir üyesi haline gelmek, evrensel ve çağdaş gelişmeye katkıda bulunmaktır."

Uluslararası Bilimsel Atıf İndeksi'ne(Science Citation Index) giren makaleler, dünyada ülkelerin bilim ve teknolojide gelişmişliğinin göstergesi olarak kabul ediliyor. Türkiye bu indekse göre 1999'da 82 ülke arasında 25'inci. 71 üniversitemizden 10 tanesinin 1 tane bile yayını yok. Türkiye; Meksika, Finlandiya, Tayvan, Brezilya, İsrail, Güney Kore, Hindistan, Rusya, Polonya gibi ülkelerin gerisinde kalıyor.

Veriler ortada. YÖK kanunda belirtilen amaçlarını gerçekleştiremiyor. Bunun yerine YÖK ne yapıyor? 5 sene gibi yüksek öğretim için kısa sayılabilecek bir süre içinde bilimsel yayın sıralamasında bütün devlet üniversitelerini geride bırakarak ilk 5 içine girmeyi başaran Fatih Üniversitesi'ni kapatmaya çalışıyor. 'Böyle bir olaya ancak Türkiye'de rastlanabilir' dedirtecek bir uygulama.

***

YÖK ve onun başkanı Kemal Gürüz, her icraatı ile olay olmayı başarıyor. Ne yazık ki bu olaylar hep milletin aleyhine icraatlar. Bir meslektaşımız tarafından ortalığı karıştırmakta maharetli olduğu için 'Mikser' lakabı takılan Gürüz'ün icraatlarından bazılarını hafızalardaki bilgileri tazelemek adına bir kez daha hatırlatmak istiyorum. İşte onlardan bazıları:"Üniversiteye giriş sınav sistemini değiştirerek, milyonlarca öğrencinin ve ailenin hayatını kararttı. Meslek lisesi öğrencilerini mağdur etti. Fen edebiyat fakültesi mezunlarının öğretmenlik hakkını gasp etti. ÖSS soru kitapçığının çalınması olayında gerekli tedbiri almayarak devleti milyarlarca lira zarara soktu. Rektörlere hakaret etti, Tv'de ağlattı. Bazı rektörlere baskı yaptı istifa etmelerini sağladı. Disiplin Yönetmeliği'nde değişiklik yaparak, öğretim üyelerine meslekten men ve kamu görevinden çıkarma cezasına kadar varan ağır cezalar verdi. Yeni 1402'likler oluşturdu. Dekan atamalarında kayırılmalar oldu. Üniversitede başörtüsü diye bir problem yokken bunu problem yapmayı başardı. İlahiyatlara bile başörtülü öğrenci girişini yasakladı. Yurtdışındaki bazı üniversitelerin denkliğini iptal ederek 15—20 yıldır öğretmenlik yapanların bile işine son verdirdi. Orta Asya ve bazı İslam ülkelerinin üniversitelerini–bazı ABD üniversiteleri de dahil– tanımadı, öğrencileri mağdur etti. Öğretim elemanı yetiştirmek amacıyla yurtdışına gönderilen 2 bin civarında master ve doktora öğrencisini asılsız iddialara dayanarak geri çağırarak insana yapılan yatırımı engelledi. Bazı öğretim üyelerini hoşuna gitmediği için başka üniversitelere sürgün etti."

Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, Gürüz'ün ikinci kez atanması sırasında 'O zat yadırgattı.' diyerek atamaya tepkisini dile getirmişti. Yüksek öğretim camiasında YÖK ve başkanı Gürüz'ü samimi olarak seven bir kişiye bile rastlamadım. Protokolde alt sıralarda yer alan Gürüz, kendisini görevden alma yetkisi bulunan Cumhurbaşkanı Sezer'e bile kafa tutuyor.

Bu icraatlara bakınca, insan, 'Milletin aleyhine bu kadar çalışan birisi nasıl oluyor da bu kurumun başında kalıyor? Gücünü nereden alıyor? Bir Allah'ın kulu hesap soramayacak mı?' diye sormadan edemiyor.

20/03/2001 Zaman

     

geri dön

 

başörtüsü © serzeniş.net