serzenis.net

basortusu-logo.JPG (5632 bytes)
 

 

Av. Şeyma Döğücü

Başörtüsü yasağı keyfi bir uygulama

Kadın ve Aile- Üniversitelerdeki başörtüsü meselesini nasıl görüyorsunuz? Böyle uygulamalar Batıda örneğin Amerika'da neden olmuyor?

Ş. Düğücü- Amerika her sahada olduğu gibi hak ve özgürlükler sahasında da başı çekmek istiyor. Uzay çalışmaları, savaş aletleri, silahlar bitti. Şimdi de dünyada özgürlüklerin kısıtlanamayacağı bir ülke olmak istiyor. Biliyorsunuz teknolojiydi, bilimdi... her şeyi aşıp hukuk alanında da dünya liderliğine soyunmak istiyor. Clinton'un tüm inanç ve kıyafetlere örgürlük sağlayan genelgesini bu açıdan da değerlendirmek gerekir.
Ayrıca, Amerika yönetimi o kadar çok farklı kültürden insanın tek bir kalıba sokulamayacağını kavradı. Hak ve özgürlüklere geniş serbestlik sağlayarak hem halkını toparlamak, hem de dünyada bu konuda odak noktası olmak istiyor.
Ama bizim gibi 3. Dünya Ülkesi olarak anılan ülkelerde bunun tam tersi uygulamalar sözkonusu. Birtakım çatışmaların sürekli canlı tutulmaya çalışılması söz konusu. Komünizm tehdidi, sağcılık-solculuk çatışması gibi durumlar bitti. Şimdi yeni bir tehdit bulunmaya çalışıyor... Din bir çatışma noktası haline getiriliyor. Yani, Müslümanlık mı Hıristiyanlık mı; laiklik mi dindarlık mı; inanmak mı ateizm mi?.. Bunlar tartışılıyor artık. Sınıflandırmalar yapılıyor. Sadece Türkiye'de değil diğer müslüman topluluklarda da benzer durumlar canlandırılıyor. Müslümanların gelişmesinden korktuklarından Ñki müslümanlar hakikaten büyük bir yayılma göstermektedirÑ bunu engellemek için birtakım çalışmalar yapılmakta. İşte Türkiye'de son dönemde gözlenen uygulamalar bence buna dayanıyor.

Kadın ve Aile- Başörtülü öğrencilerin ve stajyerlerin diğer öğrencilerden herhangi bir farklılığı var mı? Bir yetersizliği mevcut mu da bu uygulama yaşanıyor üniversitelerde?

Ş. Düğücü- Bu insanların bilgisi, yeterliliği, diploması olduğu gibi kanunî hakları da var. Çünkü yüksek öğretim kurumlarında 1987 yılında yapılan düzenlemeyle kılık kıyafet tamamen serbest hale getirilmiştir.
Buna rağmen dönem dönem üniversitelerde engelleme yönünde uygulamalar görülüyor. Geçen sene staja alınmıyordu hemşireler. Staja alınmama sebepleri de hemşirelik konusunda yer alan "başı açık olma" ibaresi. Bu duruma istenilse çok güzel bir çözümler getirilebilir. Bone gibi bir çözüm bulunabilir, kıyafet bütünlüğünü bozmayacak şekilde. Ama buna yanaşılmıyor. Sırf o öğrencilere zorluk olsun diye kanunî olmayan bir işlem yapılıyor. Öğrenciler sırf kılık kıyafetlerinden dolayı staja alınmıyor. Normalde öğrencinin staja alınması gerekiyor. Öğrenci staja alınır; eğer bu yönetmeliğe aykırı bir durumsa daha sonra kılığı ve kıyafetinden dolayı soruşturma başlatılır. Normal uygulama budur. Ama bu yapılmıyor. Öğrenci staja hiç alınmıyor ve böylece o öğrencinin devamsızlıktan kalmasına sebep olunuyor. Yani olay bir suçsa Ñ ki değilÑ öğrencinin suç işlemesine de izin verilmiyor. Tamamen öğrencinin önü kesiliyor. Staj dışında da bu sene yeni bir uygulama başladı. Kayıtlarda başörtülü fotoğraf kabul edilmiyor. Başı açık fotoğraf getirmeyen öğrencilerin kaydı yenilenmiyor. Şimdiye kadar başörtülü olarak okula almışlar bu öğrencileri, sınavlara sokmuşlar, yıllarca okumuş bu insanlar hiç bir şey olmamış. Bu sene gökten zembille inercesine bir uygulama başlatılıyor. Hiç bir kanunî değişiklik yok. Yani tamamen "keyfi" bir uygulama. Tamamen rektörlüğün talimatı. Hiç bir hukukî gerekçe yok.

Kadın ve Aile- Peki rektörlüğün gerekçesi nedir?

Ş. Düğücü- Rektörlük şu gerekçeye dayanıyor. "Kamu kurum ve kuruluşlarında, devlet dairelerinde dine dayalı bir devlet esasını benimsemek yasaktır" diyen Anayasa hükmü. Başörtlü olarak okula devam etmenin devleti dine dayandırmakla ne ilgisi var? Bu çocuklar T.C.'nin kanunlarına göre okuyorlar. YÖK kanunlarına göre fakültelere girmişler. Hiç biri dine dayalı bir uygulamaya göre okumuyor. Hepsi bu ülkenin çocukları; bu ülke kanunlarına göre okuyor. Kimse de devlet yapısını değiştirmeye falan tevessül etmiyor.

 

     

geri dön

 

başörtüsü © serzeniş.net