Prof. Dr. Hayreddin Karaman
Başörtüsü yasağı ve AİHM
Bu öğretim yılının başında da YÖK hiç vakit kaybetmeden üniversitelere bir
talimat gönderdi, bu talimatın içinde, başörtüsü yasağının hukuki dayanakları,
gayretkeş bir avukat titizlik ve tarafgirliği ile bir bir sayılıp dökülmüş ve satır
aralarında -hatta bazıları satır içinde- şöyle denmiş: "Bu iş bitmiştir,
bizim de başkalarının da eli kolu bağlıdır, ne yapalım hukukun kestiği parmak acımaz,
bize düşen bu yasağı, kraldan fazla kralcı olarak uygulamak, kimsenin gözünün yaşına
bakmamaktır..."
YÖK bunu devamlı yapıyor, yeni olan ise hukuki dayanakların arasına Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi'ni (AİHM) sokması ve gerçeğe uymayan bir beyanla adı geçen
mahkemenin de başörtüsü yasağını onayladığı izlenimi vermesi; yani açıkça
halkı kandırmasıdır. Şimdi biz, AİHM'nin konu ile ilgili zabıtlarına dayanarak YÖK'ün
açıklamasının gerçek dışı olduğunu ortaya koyacağız.
Bilindiği üzere on yıl kadar önce, başörtülü kızlara diploma verilmediği için
Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na bir başvuru yapılmıştı, başvuru yanlış ve
eksik yapıldığı, "Türkiye'de laik olamayan üniversite bulunmadığı ve bu
sebeple başörtü yasağının öğrenim hakkını engellediği" ortaya konularak
iyi savunma yapılmadığı için komisyon başvuruyu reddetmişti. Ancak komisyon kararının
istişari olduğu ve bağlayıcı bir yanının bulunmadığı bilinmektedir.
Başörtüsü probleminin AİHM'ye (komisyona değil) ilk intikali, Refah Partisi'nin
kapatılmasına yapılan itiraz sayesinde olmuştur. TC Anayasa Mahkemesi'nin kapatma
gerekçelerinden biri de "RP'nin başörtü yasağına karşı çıkması ve yasağa
uymayanları cesaretlendirmesi..." idi. AİHM üçe karşı dört oyla itirazı
reddetti ve Anayasa Mahkemesi'nin kapatma kararını insan hakları ile ilgili sözleşmelere
aykırı bulmadı. Ancak gerek kapatma kararını onaylayan dört üyenin ve gerekse buna
karşı çıkan (karşı oy kullanan) üç üyenin ittifak ettikleri husus, başörtüsünün
rejim için bir tehlike doğurmadığı ve kapatma kararına gerekçe olamayacağıdır.
İşte ifadeleri:
"Mahkeme (AİHM, dört kişilik çoğunluk) tek tek ele alındığı zaman RP yöneticilerinin
tutumlarının özellikle İslam başörtüsü meselesinde veya ibadetlere göre kamu sektöründe
saatlerin düzenlenmesinde... Türkiye'deki laik rejim için yakın bir tehlike teşkil
etmediklerini de değerlendirmektedir..."
"(Üç kişilik azınlığın karşı oy yazısından) Bu kararda komisyon, laik üniversitelerde
İslâmî başörtüsünü yasaklayan yönetmeliklerin uygulanmasının, dilekçe
sahiplerinin din hürriyetine zarar getirmediğini bildirmişti. Bize göre bu davalar,
şöyle veya böyle gereksizdirler ve sadece İslami başörtüsünün takılmasının
cesaretlendirilmesi olayının bir siyasi partinin kapatılmasını haklı çıkarıp çıkarmayacağı
sorusunu tartışmak sözkonusu iken bunlar kesinlikle ileri sürülemez."
Yukarıdaki alıntılar şu gerçekleri açıklık ve kesinlikle ortaya koymaktadır:
1. Başörtüsü yasağının insan haklarına uygun bulunduğu hiçbir zaman AİHM tarafından
söylenmemiş ve yasak onaylanmamıştır.
2. AİHM'ye göre okullarda ve devlet dairelerinde kadınların, kızların başörtüsü
kullanmaları laik rejim için yakın bir tehlike değildir.
3. Başörtüsü yasağına karşı çıktı, yasağa uymayanları cesaretlendirdi diye
bir parti kapatılamaz.
4. YÖK'ün başörtüsü yasağını AİHM'nin de onayladığı izlenimi vermesi gerçek
dışıdır, hiledir, aldatmadır.
5. Başörtüsü yasağını sürdüren YÖK'tür. Daha önce de yazdığımız gibi yürürlükte
olan kanuna göre üniversitelerde kılık kıyafet serbesttir. YÖK ilgili yönetmeliğe
"Baş açık olacak" kaydını koymadığı takdirde yasağın hiçbir hukuki
dayanağı kalmayacaktır. Başını örten de açan da bunu, dini inancı gereği yaptığını
beyan etmiyor, kimse böyle bir beyana insanları zorlayamaz, şu halde bu bir kıyafet
tercihidir ve kıyafet de serbesttir. Mahkeme kararları, "dini inanç sebebiyle örtünmeyi
yasaklama" gerekçesine bağlıdır; mahkeme, dava nasıl açılırsa kararı ona göre
verir. YÖK yasağı sürdürmek için inat ve ısrarla çalıyı tersine sürümediği
zaman problem çözülmüş olacaktır.