Tarık Tufan
Dışarıdalar, senin çıkmanı bekliyorlar
Dışarıdalar ve senin de çıkmanı bekliyorlar.
Her zamankinden daha kalabalıklar. Kadınlar ve erkekler ve yaşlılar hepsi oradalar ve
senin dışarı çıkmanı bekliyorlar. Seni sevmediklerini biliyorsun, hatta nefret
ettiklerini. Gülümsemenden nefret ediyorlar, masumiyetinden, iffetli düşlerinden, dua
edişinden. Seni onlardan farklı kılan ne varsa nefret ediyorlar. Onlara kaybettiklerini
hatırlatıyorsun.
Zihinlerinin bir köşesinde kalan, her an rahatsızlık uyandıran, bir daha asla
ulaşamayacakları masumiyetleri hatırlatıyorsun.
Yüzüne baktıklarında kaybettikleri Tanrıínın nefesini hissediyorlar.
Yüzlerinden utanıyorlar, akşamdan kalma sözcüklerinden, saçlarından ve şehvete
gömdükleri aşklarından utanıyorlar.
Senin bu kentte yaşaman acı veriyor çok zaman.
Bu sokaklarda yürümen, konuşurken insanların gözlerine bakabilecek kadar cesur
oluşun şaşırtıyor onları. Seni bir kuyuya gömebilmek, taşlamak, korkularla sarmak,
ateşe atmak yada geçmiş zamanlardan kalma bir acının koynuna atmak istiyorlar. Bir
sabah güneşin doğuşunu, ayakta durarak, alnını toprağa dayayarak, avuçlarını
gökyüzüne kaldırarak selamlaman şaşırtıyor hepsini.
Dışarıdalar ve senin de çıkmanı bekliyorlar.
Eğer çıktığında mahcup yürürsen mutlu olacaklar. Başın önde kalırsa,
yaptığın her şeyden utanarak, ezik adımlarla yürürsen bundan mutlu olacaklar.
Onlardan özür dilemeni, pişman olmanı bekliyorlar.
Kendi yüzünden nefret etmeni bir daha gözlerini gökyüzüne çevirip, düşsel
hayallere dalmanı istemiyorlar. Onlar gibi davranmanı bekliyorlar, unutmanı yani, yani
alışmanı her şeye.
Dilersen çık ve onlarla git!
Dilersen vazgeç benim dediğin her şeyden.
Kimse arkandan kötü sözler söylemeyecek.
İstersen çık ve onlarla git.
Ya da olanca gücünle defolmalarını söyle buradan.
Kirli yüzleriyle, hain gülümsemeleriyle, sahte ruhlarıyla birlikte buradan
defolmalarını söyle. Dışarı çık ve buram buram Medine kokan gökyüzüne dik
bakışlarını. Asla tükenmeyeceğini anlasınlar. Düşmeyeceğini. Allahíın ellerini
nasıl tuttuğunu farketsinler. Gözlerinden damlayan Kudüs, toprağımızı
bereketlendirsin.
Dışarı çık ve parmak uçlarından güneye salınsın kırlangıçlar.
Meleklerin sözlerine karışsın kanat çırpışları.
Son taşını henüz hareket ettirmediğini haykır ve şahlarına sahip çıkmaları
için uyar. Atların nal sesleriyle kentin sarsılacağını söyle. Ayaklarından
saçılan kıvılcımların bu kenti tutuşturacağını ve camlı binaları ve yüksek
duvarlı binaları ve gri binaları yakacağını hatırlat.
Dışarı çık ve hayata dokun.
Hayat avuçlarında yükselsin. Avuçlarındaki çizgilerden, nehirler taşsın sokaklara
ve önüne katsın her şeyi.
Hayatı parmaklarınla hisset. Yaşamak adına savur bütün yeminlerini.
Herşeyin yeniden başladığını söyle sonra.
Aşkı savun.
Üstü başı kavga kokan çocuklardan sözet onlara.
Dışarıdalar ve senin de çıkmanı bekliyorlar.
Senden nefret ediyorlar sakın unutma...
Ve lütfen.....
Lütfen onlarla gitme!
Sakın onlarla gitme...
Milli Gazete'den alınmıştır.