Sabiha Ünlü
TEK FERT TE KALSAK
Oysa kaç kez ahizeye dokundu ellerim.Sana niyetlendim...Nasıl cevap verirsin? Ne
işitirim? Üzücü şeyler duymaktan korktum... Emin ol konuşmaya cesaret edemedim...
Biliyorum, kararlıydın açmamaya... Peruk takmamaya..."Annem" diyordun...
"Beni düşündüren sadece annem"Yılların emeği... Umudu... Ve babamın
vasiyeti:
"Kızları okut hanım, hele de Hatice'yi..." Yüzünü kara çıkarmadım
annemin...
Okudum... Hem de zar zor değil, takdirle okudum... Kimse beni "ders çalış"
diye ikaz etmedi.
Babamın vefatı...Faniliği; babamın bize veda eden o son tebessümünde
tanıdım...Ölümü az ötede tasavvur ettim hep... En fazla babam kadar uzaktı
ölüm...Hesabı, mizanı düşünerek yaşadım. Uzaktayım anne!
Biliyorum, endişeyle uğurlardın... Aman evladım "Kimseye dalaşma, kimseye
karışma".derdin arkamdan...
Aynen öyle yaptım anne! Kimseye dalaşmadım, inan -kızını bilirsin- kimseye
karışmadım...
Büyük şehirde, büyük büyük adamlar takıldı peşime... Tanklar yürüdü...
Üniformalar yürüdü... Silahlar yürüdü...
Bütün kirli eller uzandı başörtüme...
Senin özenle düzelttiğin, "kızıma nasıl da yakışıyor" diye iltifatlar
ettiğin örtüme...
Var gücümle tuttum anne...
Senin kuvvetinden de ne olur?! deme... İhlasla tuttum, samimiyetle...
Ve örtüm, başımdan anne... Rabbimin izniyle...
***
Fizikte kanun, kanun...
Kimyada madde, madde... Toplum, toplum; fert fert; Sosyolojide, Psikolojide... Element,
element... Atom, zerre hep Rabbimi okudum...
Mikroskop camından, hücre hücre, sonsuz kudret'e dokundum...
Allah'u Ekber!
Buydu benim aşkım... Buydu: benim umudum... Buydu benim korkum...
Rabbim benden razı olmzsa, diye korkuyordum... O reddederse -arz onun, kainat onun-
nerede, nasıl yer bulurum, nasıl teselli olurum?.. Çağıranlar çoktu burada.
Hatta, duygusallığımdan yararlanıp çeşitli uyarılarda bulunanlar... Açmayanlara,
açanların vebalini yüklemeye çalışanlar... "Bu bir inat" diye
yorumlayanlar...
Çeşitli uyuşturucular sunanlar çoktu... "İyi gelir...Açıver... Peruk tak...
Alışırsın" diyenler... Baygın Olmadı... gözlerle bağımlılık dehlizlerine
davet edenler...
Kızın-hamdolsun-o yolları tutmadı anne... Belki bazı günler daha bir ağırlaştı
adımları ama yılmadı... Kendiyle savaşı devam ediyor, o gönüllü bir savaşçı...
Anneciğim! İnan, her sabah baştan aşağı silahlanıyorum... Dua ediyorum...
Okuyorum...
"Rabbim! Ayaklarımı yolunda sabit kıl" diyorum. Gözyaşlarımla yıkanıyor
örtüm, seccadem... Ağlıyorum... Ağlıyorum...
Kara gözlerimden mi suçlanıyorum aııııc?! Örüklerimden mi?
Bu zulüm, sadece benim ülkemde mi? Saçlarım sarı olsa kurtulurum sanıyordum anne!
Gözlerim mavi olsa...
Kosovalı Nermin!... Mini nıini çocuk daha... Hangi suçtan dolayı öldürüldün?
Konuş Nermin.
Senin alnına dayanan namluya binler kez lanet...
Halil! Seni nasıl böylesine futursuzca vurabilir Yahudi Askeri...
Arafat, söyle! Bu kaçıncı ihanet!...
Duydum ki, bir sen kalmışsın fakülte önünde... Tek başına...
"Onurlu olan bu" diyormuşsun lisan-ı halinle... Doğru olan bu...
Evet, evet...
Dürüst olacağını anne...
Sevgimde de, nefretimde de dürüst...
"Şunu istiyorum", "Şuna inanıyorum" derken, eğilip bükülmeyecek
dilim...
"Seviyorum" dediğinıi, gerçekten seveceğim... İnşaallah, hep Allah (c.c)
için olacak, buğzum, nefretim...
İnancımdan dolayı" diyorsam, inancımı hep önceleyeceğim...
Şimdiye kadar eğilmedim annem!
Dua et, bundan sonra da eğilmeyeyim...