Sude Çanakkale
ZULME DAİR
Alfabeyi dahi tam olarak bilemeyen bir köylü kızına imrendiğim şu günlerde
içimdeki hüznü ve buhranı aktarmaya kelimeler kifayetsiz kalıyor. Eğer bunun adı
okumaksa; okuyorum devam ediyorum okuluma, ama nasıl? Yüzlerde bir tebessüm arıyorum,
nafile. Karşılaştığımızda birbirimizden dahi bakışlarımızı kaçırır olduk.
Okulda yaşanılan moral bozukluğu hanelere yansıyor. Hergün yaşanan bu hadisenin
çirkinliği dile getiriliyor. Başlar eğiliyor ve derin düşünceler birbirini takip
ediyor. Sonunda birimiz diyor ki: "Madem bu tavizi verdik büyük bir azimle ders
çalışalım, en iyi biz olalım" Hüzünlü başlar tasvip ediyor denileni. Herkes
dağılıyor masasına.Çalışmak üzere açtığımız kitabın satırlarına boş boş
bakakalıyoruz. Hissedilmeden okunan dersin ne faydası olur ki? Kelimelerin, cümlelerin
altını çize çize idrak etmeye çalışıyoruz. Utanıyoruz! hem de çok... Utanmayı
unutmayalım, utanmak da bir erdemdir diyoruz. Bizi hiç kimse analmıyor diyoruz, anamız
babamız bile. Sonra dönüyoruz ve kendimize diyoruz ki: "Ben kendimi anlayamıyorum
ki başkaları beni anlasın" Yaptığımız hiç kolay değil. Halet-i ruhiyemizi
ifade edecek olursak ümitsiz ve perişanız. Her telefon çalışında ailelerimizden o
güzel sözleri bekliyoruz: "gel kızım bırak ta gel" diyecekleri yerde
"olsun kızım sen okumada başkaları mı..." diye başlayan nutuklarıyla
karşılaşıyoruz.
"Yüreğim geceler gibi karanlık, gözlerim ıslak
Yüzüm başaklar gibi sarı, umutlarım tutsak
Bahar çiçeklerim solmuş, bahçemde dikenli dallar
Nerede yüzümdeki tebessüm neden gülen yüzler bana ırak"
Ne umutlarla geldik, neler gördük, giderken ne götüreceğiz... Ellerimizi açıyoruz
sonsuz rahmet sahiline ama utanıyoruz O'ndan birşeyler dilemeye. hıçkırıklar feryada
dönüşemiyor, yutkunuyoruz. Hiçkimsenin en ufak şeyi kaldırmaya gücü
yok.Toplantılarda mevzu malum. Her sohbetin sonu sessizlikle bitiyor, nefis muhakemesi
başlıyor o noktada ve çıkamıyoruz işin içinden. Desteğe muhtacız! Hiç birimiz
istekli değiliz yaptıklarımızda. Yaşam-mücadele. Mutluluk, ümit kavramlarının
zihnimizdeki yeri bulanık. Gittiğimiz bu yoldaki ilerleyişimizde hepinizin
arkadaşlığına,desteğine muhtacız.
Sizleri sonsuz rahmet sahibinin selamı ile selamlıyorum.
"Ne doğan güne hükmüm geçer
Ne halden anlayan bulunur
Ah aklımdan ölümüm geçer
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur
Ve gönül Rabbine der ki: "pervam yok verdiğin elemden
Yeter ki gün eksilmesin penceremden."