Hayrettin Karaman
Kadının yeri
Konya'dan bir okuyucumuzun yazdığı mektubu, oldukça yaygın bir düşünceyi yansıttığı
için hem sütunuma almaya hem de cevap vermeye değer buldum. Mektup şöyle diyor:
"Fakültenizdeki kızlara fırsat vermeyin, onlar iş başında oldukları müddetçe
oğlan çocuklarına iş kalmıyor. Dünyada ve memleketimizde işsizliğin baş sebebi
kadınların iş başında olmalarıdır.. Kadınlara (kızlara) fırsat verirseniz onların
aldığı günaha ortak olursunuz. Cenab-ı Allah Ahzâb Sûresi'nin 33. âyetinde 'Kadınlar
evlerinde otursunlar' buyuruyor. Sûrenin 59. âyetinde de 'Kadınlar dışarıya çıktıklarında
yüzlerini, başlarını örtecekler' buyuruyor. Bütün fakihler, müfessirler, 'Kadınlar
dışarıya çıktıklarında başlarını ve yüzlerini örtecekler' diyorlar. Kadınlar
evlerinde kocalarının, çocuklarının, evlerinin hizmetinde olsunlar. Peygamberimiz
zamanında ihtiyaç olmadığında dışarıya ve harp meydanına çıkmazlardı, ihtiyaç
olursa çıkarlardı..."
Mektubu yazan kardeşimizin iyi niyetinden şüphe etmiyor, düşüncesine de saygı
duyuyorum. Ancak katılamadığım hususları kısaca açıklamayı da zaruri görüyorum:
1. Kadınlar ve özellikle kırsal bölgede yaşayanlar asırlar boyunca
hem ev içinde hem de tarlada, bahçede, dağda çalıştılar, bugün de böyle yapıyorlar;
onları eve hapsetmenin toplumda nelere malolacağını iyi düşünmek gerekir. Hz.
Peygamber (s.a.) zamanında da durum böyleydi. Kendi baldızı Esmâ, kocasının atı için
sırtında bahçeden yem taşırdı, bir gün Peygamberimiz ona rastladı, devesine
bindirmek istedi, fakat Esmâ, belki kocamın ağrına gider diye bu teklifi kabul etmedi.
Erkekleri işsizlikten kurtarmanın yolu, paradan para kazanmayı bırakıp istihdama alan
açan yatırımlar yapmaktır. Bugünün dünyasında kadın-erkek çalışmadan ötekilerle
güç yarışı yapmak mümkün değildir. İhtiyaç bulunmadığında çalışmayan kadını
zorlayan da yoktur.
2. Ahzâb Sûresi'nin 33. âyetinde bütün kadınlara değil, Hz.
Peygamber'in eşlerine hitap edilmektedir; onların özellikleri ve farklı hükümleri
vardır. Ayrıca bazı müfessirlere göre bu âyette geçen "karne" kelimesi,
"vakarlı olun" şeklinde anlaşılmıştır.
3. Kadınların dışarı çıkarken yüzlerini örtmeleri bütün müctehidlere
göre farz değildir; Hanefîler'e göre kadının yüzü ve elleri avret (örtülmesi
gereken yerlerden) değildir. Buhârî'nin rivayet ettiği bir hadise göre Peygamberimiz,
arkasında Hz. Abbâs'ın oğlu el-Fadl olduğu halde devesinin üzerinde iken genç ve güzel
bir kadın ona bazı şeyler sormuş, cevap verirken el-Fadl'ın ısrarla kadına baktığını
görmüş, iki kere çenesinden tutarak yüzünü başka yöne çevirmiş, ama kadına
"Yüzünü ört" dememiştir. İbn Battâl bu hadise bakarak şu sonuçları
çıkarmıştır: a) Fitneden (günaha girmekten) emin olan kimse kadının yüzüne
bakabilir. b) Hz. Peygamber'in kadınlarına farz olan hicab (perdelenmek, perde arkasında
bulunmak) bütün mümin kadınlara farz değildir. c) Kadının yüzünü örtmesi farz
değildir. (İbn Hacer, Fethu'l-Bârî, XIII, 245). Elbette farklı düşünen müctehidler
de vardır, ama mektupta yazıldığı gibi bir ittifak söz konusu değildir.
4. İhtiyaç durumu ve anlayışı değişkendir; birine veya bir zamana
ve mekana göre ihtiyaç olmayan şey başkasına göre ihtiyaç olabilir. İhtiyacı yalnızca
ferdî olarak düşünmek de doğru değildir, toplumun ihtiyacı da göz önüne alınmalıdır.
Bizim vazifemiz kadın kardeşlerimize de din ve fazilet öğretim ve eğitimi vermektir;
bunu alan kadınlar da erkekler kadar neyi, nerede, ne zaman ve nasıl -din ve ahlaklarından
fedâkârlık etmeden- yapacaklarını takdir edebileceklerdir.
Yeni Şafak: 24 Ekim 1999