Hayrettin Karaman
Temel Meselelerimiz Üzerine - III
Kadının saçına bakmak aynen göğsünün
altına bakmak gibi haramdır, diye ifade edilen hüküm hangi mezhebe aittir? Böyle bir
görüşün sahibi var mıdır? Hangi müctehid bu görüştedir? Yoksa böyle bir görüş
günümüz yorumcularının şahsî fikridir de mezhebe veya dine mi atfedilmiş olmaktadır?
Herhangi bir asırda herhangi müctehid bu görüşü ortaya atmış mıdır? Kim ne demiştir?
İslâm'ın bütün asırlarında bütün müc-tehidler, hür ve müslüman kadınların
"elleri, yüzleri ve ayaklan" dışında kalan bütün uzuvlarının ve vücutlarının
avret olduğunda ittifak etmişlerdir. Yine bütün müctehidlere göre kadının avret
yerlerini nâmahreme açması da nâmahremin bu yerlere bakması da haramdır. Bu
konularda gerekli nakiller yukarıda verilmiştir. Haramların kendi aralarında
dereceleri olabilir. Meselâ fasit akitle elde edilen mal, zora başvurularak (gasp
yoluyla) elde edilen mal, faizcilik yoluyla elde edilen mal haramdır. Ancak bunların
haram-lık dereceleri, birinciden üçüncüye doğru farklıdır ve şiddetlenerek
gelmektedir. Gasıp örneğini alalım: Bir yetimin malını gasbetmek de haramdır,
zengin ve ahlaksız bir kimsenin malını gasbetmek de haramdır; ancak birincisinin
haramlığı daha şiddetli ve ağırdır. Buradaki şiddet ve ağırlık vasıflan, âyet
ve hadîslerde kullanılan kelimeler ve üslûb ile karşılıklarında verilen cezalardan
çıkarılmaktadır (Bak. H. Karaman, Helaller-Haramlar, s. 13-14). Haramlar ve yasaklar
kendi aralarında böyle bir ayırıma ve derecelendirmeye tabî tutulmuştur diye
"bir kısım haramların çiğnenebileceğini, işlenebileceğini" düşünmek
ve söylemek ise aklı başında ve Allah'tan korkan bir Müslüman'ın yapabileceği bir
iş değildir.
NAMAZDA KADININ AVRET YERLERİ
Mâlikîlere göre namaz bakımından erkek ve kadının avret yerleri ikiye ayrılır:
Galîz ve hafif: Hür ve müslüman kadının namaz bakımından galîz avret yerleri göğsü,
onun karşısına düşen sınıra kadar sırtı, başı, kolları ve bacakları hariç bütün
vücududur. Hafif avret yerleri ise göğsü, onun hizasına düşen sırtı, dirseklerine
kadar kolları, boynu, başı, dizkapaklarından itibaren ayaklarına kadar bacaklarıdır.
Galîz avret yeri açık olarak ve bunu bilerek, imkânı olduğu halde örtü temin
etmeyerek namaz kılan kimse, namazı yeniden kılmak
durumundadır. Hafif avret yerlerine gelince, buraları da namazda açmak haram veya
mekruh, yabancıların buralara bakması haram olmakla beraber, kısmen veya tamamen açılmaları
namazı hükümsüz hale getirmez, ancak vakit çıkmadıkça, namazı, bu yerleri örtülmüş
olarak yeniden kılması tercih edilmiştir..." (el-Fıkhu ale'l-mezâhibi'l-erba'a,
c. ı, s. 136) "Yükümlülük çağına gelmiş kişiye, namaz dışında, hem
kendisinin, hem de başkalarının avret yerlerini, avretine bakması caiz olmayan
kimselere karşı kapatması, örtmesi farzdır." (c. ı, s. 141-142)
Kaynak : Gerçek Hayat Dergisi