serzenis.net

basortusu-logo.JPG (5632 bytes)

 

Hayrettin Karaman

Temel Meselelerimiz Üzerine - II

- Endonezya ve Malezya çok eski birer İslâm ülkesidir. Bu ülkeler müslümanları tesettür emrini Hicaz veya Anadolu Müslümanları ile aynı şekilde mi algılamış ve tatbik etmiştir? Uygulamanın farklı olduğu, Endonezyalı Müslümanın, değil sadece başını açmak, göğsü açık dolaştığı tarihen bilindiğine göre, tesettür emrini tatbik etmekte örf ve âdete bağlı mashalat-ı dünya mülahazasının rolü olmak icab etmez mi?


Daha dün, 60'h yıllara kadar şehirlerimizde erkeklerin bile başlan açık gezmeleri, dinî tepki ile karşılanmaktaydı. Hâlâ bugün bile dünyanın pek çok yerinde hattâ Anadolu'nun bazı yörelerinde tepki ile karşılanmaktadır, bu tepkiyi, dinî kaynaklı değil de örfî kaynaklı kabul etmek mecburiyetinde olduğumuza göre, kadınların başlarını örtmelerindeki uygulamayı da bu açıdan değerlendirmek icab etmez mi?

-Endonezya veya Malezya Müslüman kadınlarının baş ve göğüslerinin açık bulunmasını, bunun caiz olduğuna delil sayabilmek için, Allah Resûlü'nün (s.a.v) bunları görmesi ve sesini çıkarmaması,yahut oralarda yaşayan âlimlerin, baş ve göğüsleri açmanın caiz olduğuna dair, delile dayalı fetva vermiş olmaları gerekir. Bunlar bulunmadığına göre, şurada veya burada İslâmın yasaklarını çiğneyen erkek ve kadınların bu davranışlarını delil kılmaya, bunları kitap ve sünnete göre değerlendirmek gerekirken, kitap ve sünneti bunlara göre yoruma tâbi tutmaya kimsenin hakkı ve salahiyeti yoktur.


Fıkıh kitaplarının "Şehadet" bahsinde malum bir hüküm var: Hicazda bir erkek başı açık dolaşıyorsa onun bu hareketi mürüvvete münâfî olarak kabul edilir ve mahkemede şahitliği dinlenmez ama, Mağripte bir adam başı açık dolaşırsa onun bu hareketi mürüvvete münâfî sayılmaz ve dolayısıyla şahadetin kabulüne engel teşkil etmez.

Fıkıhta yer alan bu telakki, başta Peygamber Efendimiz olmak üzere, asr-ı saadetten beri hemen bütün müslüman-ların tesettürle ilgili emirlere riayette gösterdikleri hassasiyeti, örf ve âdet şartlanna bağlı bir maslahat-ı dünya sebebi ile izah etmek daha doğru olmaz mı?

Erkeklerin başlarını örtmeleri gerektiğine dair hiçbir dinî talimat yoktur. Bu sebeple İslâm ulemâsı, baştan beri bunun caiz olduğunu söyleyegelmişlerdir. Mubah olan bir sahada örf ve âdete, benimsenen âdaba uyulması tabiîdir. Bu sebepledir ki fukahâ, erkeklerin başlarını açmalarının saygısızlık olarak kabul edildiği bölgelerde, namaz kılarken başın örtülmesi gerektiğini, böyle bir telakkinin bulunmadığı bölgelerde, namazın açık baş ile kılınabileceğini ifade etmişlerdir. Kadınlara gelince, yukarıda sıralanan delillere dayanılarak baştan beri kadının başını örtmesinin bağlayıcı bir dinî emir olduğuna hükmedilmiş ve bu hüküm uygulanmıştır. Bu bir inkılâb hükmüdür, örfü, âdeti devam ettirmeye değil, değiştirmeye yöneliktir, değişebileceğine dair hiçbir delil ve görüş mevcut değildir.

Erkekler başını örtmelimidir?

Bu sorunun cevabı bir önceki cevabın içinde vardır. Başın açılıp açılmaması konusunda erkek ile kadını bir kefeye koymak mümkün değildir. Kadının örtünmesinde örf ve âdetin rolü, örtünmeyi sağlayan elbisede, bunun rengi, şekli, modasında sözkonusu olabilir. Değişik bölgelerde değişik biçimde giyinilerek tesettür emri yerine getirilir. Ancak açılacak ve açılmayacak yerlerin tesbiti Allah ve Rasûlü tarafından yapılmış, bu yapılırken âdetten, örften hareket edilmemiş, örtünme, iffeti korumanın en iyi yolu olarak görülmüş ve emredilmiştir. Örf ve âdetin bu sınırları değiştirme salahiyeti yoktur ve İslâmın uygulandığı yerlerde onun ebedî talimatına aykın örf ve âdetin teşekkül edip yaşaması da mümkün değildir. Aksine davranışlar dinin sınırlarını aşmak ve sapmaktır; aşma ve sapma, değişmez hükümleri değiştirmeye delil ve dayanak kılınmaz. Bu hükümlerin değişebilir olduklarını isbat ise, ancak sağlam deliller ile yapılabilir.

Kaynak : Gerçek Hayat Dergisi

 

geri dön

 

başörtüsü © serzeniş.net