Hayrettin Karaman
Temel Meselelerimiz Üzerine - I
- Gazzâli'ye ait ifadeden
(el-Mustafâ, c. I, s. 434-435) delile, emrin tavsiye için olduğunu değil vücûb için
olduğunu söyleyenin muhtaç olduğu anlaşılmıyor mu? Gazzâlî'nin koyduğu bu ölçüde
ilmî bir tereddüt var mı? Gazzâlî'nin koyduğu bu ölçüde mutabık isek başörtüsü
emrinin vücûb ifade ettiğinin delili nedir?
- Kur'an- Kerîm'de ve hadislerde geçen emirlerin bağlayıcı olup olmadıkları (vücûb
ifade edip etmedikleri) hükmünü Gazzâlî'nin açıklama ve anlayışına dayandırmak
istiyorsak "bu hüküm açık ve kesin olarak tevakkuftur; yani emrin gereklerinden
birini belirlemek için başka delil ve işaret (karîneler) aramaktadır. Bunları bulmadıkça
da durmak, bir hükme varmamaktır." Buna göre tavsiye için olduğunu" söyleyen
de buna delil bulacak, "bağlayıcı olduğunu" söyleyen de buna delil bulacaktır.
Gazzalî'nin görüşü tevakkuf olduğuna göre, bunu tek taraflı alıp "emrin bağlayıcı
olduğunu söyleyenin, Gazzâlî'ye göre, delil bulması gerekir" demek yanılgıdır;
bu yanılgının sebebi de peşin hükümdür; önce bir şeyi hissî veya gayr-i dinî
sebeplerle benimsemek, sonra da buna akıl ve nakil yönlerinden delil aramaya kalkışmaktır.
Eğer Gazzâli taklit olunacaksa onun kitaplarına bakarak, doğrudan bu konuda (başı örtme,
başörtüsü kullanma konusunda) ne dediğini araştırmak gerekmez mi? Biz Gazzâlî'nin
bu konuda ümmetin icmâından ayrılmadığını, hür kadınların başlarının ve saçlarının
avret olduğu görüşünde olduğunu biliyoruz ve bu sebeple de kadınların başlarını
örtmeleri gerektiğini savunuyoruz. Bunu gereksiz bulanların, örtünme emrinin (bu emir
bir bütündür, başı diğer yerlerden ayırmamıştır) tavsiye için olduğunu ileri sürenlerin
buna delil bulmaları gerekecektir. Örtünme emrinin bağlayıcı olduğunu gösteren
delilleri ise biz aşağıda diğer sorulara cevap verirken sunmuş olacağız.
- Başörtüsü emrinin (mutlak tesettür başka), vücûb için
olduğunu cumhur nerede söylüyor? Cumhurun bu görüşü nerede naklediliyor? 20'nci asırdan
önce, herhangi bir devirde bu emrin vücûb mu nedb mi ifade ettiği tartışılmış mıdır?
Kim ne demiş?
-"Mutlak tesettür (örtünme)" ile başörtüsü aynı âyetlerde
ve aynı üslûb içinde hükme bağlanmıştır. Örtünme emrinin kadının başını da
içine alıp almadığı bütün devirlerde konuşulmuş ve hür Müslüman kadının baş
ve saçlarının avret olduğunda, örtülmesi gerekli bulunduğunda, örtünme emrinin bu
uzuvları da içine aldığında ittifak edilmiştir. Bu hüküm, bütün fıkıh kitaplarının
namaz bahsi ile helal-haram konularına ayrılan "kerâhiye, hazr ve ibâha"
bahislerinde yazılmıştır. Kur'ân-ı Kerîm'de ve hadîslerde baş dahil olmak üzere
avret yerlerinin örtülmesi ile ilgili emir ve talimatın bağlayıcı (vücûb için)
olduğunda ittifak edildiğini, "özellikle ittifaklı meseleleri toplayan" icrnâ
kitaplarında da görmek mümkündür. Burada birkaç icmâ kitabından nakiller yapmakta
fayda görüyoruz:
"Ergenlik çağına gelmiş hür ve Müslüman bir kadının namaz kılarken başını
örtmesi gerektiğinde ve başı tamamen açık olarak namazını kılmış olması
halinde namazı iade etmesinin gerekli bulunduğunda müctehidler ittifak etmişler-dir."
(İbnu'l-Munzir,el-İcmâ',s.41)
Bu ifadede "namaz kılarken" kaydı vardır, bu kayıt bizi yanılgıya düşürmemelidir,
çünkü meselemiz, kadının avret yerlerinin tesbitidir, namazda örtülen yerler avret
yerleridir ve yukarıdaki ifade başın avret olduğunu açıklar ve kesin olarak ortaya
koymaktadır. (Ayrıca bak. Cessâs, Ahkâmu'l-Kur'ân,c.III,s.316)
"Kadının eli ve yüzü müstesna olmak üzere bedeni ve saçının avret (kapatılması
gerekli uzuv) olduğunda fıkıh âlimleri ittifak etmişlerdir. Kadının yüzü, elleri,
hattâ tırnaklarının avret olup olmadığı konusunda ise görüş farkları (ihtilâf)
vardır." (İbn Hazm, Mertitibu'l-icmâ, s. 29)
"İlim sahipleri, namaz kılarken kadının başını örtmesi gerektiği, başı
tamamen açık olarak kıldığı namazı yeniden kılması icabettiği hususunda ittifak
etmişlerdir." (İbn Kudâme, el-Muğnî,c.I,s.633)
"Alimler, avret yerlerinin mutlak olarak (namaz dışında ve içinde) örtülmesinin
farz olduğunda ittifak etmişlerdir. Ancak bu örtünmenin namazın sıhhat şarti olup
olmadığı konusu ile avret yerlerinin sınırlandırılması konusunda farklı görüşler
ileri sürmüşlerdir... Kadın el ve yüzü hariç bütün vücudunun avret olduğu ulemâ
çoğunluğunun görüşüdür. (Geriye kalan müctehidlerden) Ebû Hanîfe'ye göre
ayakları da avret değildir. Ebû Bekr b. Abdurrahman ve Ahmed b. Hanbel'e göre kadının
bütün vücudu avrettir."
(İbn Rüşd, Bidâye, c. I, s. 98-90)
Bu nakillerde, kadının saçları avret değildir diyen bir âlimin bulunmadığı, başka
bir deyişle kadının başının örtülmesi gerektiğinde ittifak ve icmâ bulunduğu açıkça
görülmektedir. Bu icmâ ve ittifakın dayanağı âyet olsun, hadîs olsun fark
etmemektedir, icmâ bu naslann delâlet ve hükmüne kesinlik kazandırmaktadır.
Hicrî üçüncü asrın ikinci yansında yaşayan Taberî (v. 33210/992), dördüncü asırda
yaşayan Ebû Bekri'r-Râzî el-Cessâs (v. 370/980), beşinci asırda yaşayan Şafiî
mezhebinden el-Keyâ el-Herrâsî (v. 5(M/1110), çağdaşı, Mâliki mezhebinden Îbnu'l-Arabî
(v. 543/1148) gibi birinci veya ikinci dereceden müctehid veya mezhebe bağlı âlimlerin,
ahkâm âyetleri ile ilgili tefsirleri elimizdedir. Bu tefsirlerde örtünme ile ilgili âyetlerin
mânâ ve hükümleri incelenmiş, üzerinde birleşi-len noktalar ile ihtilâf edilen
hususlar açıkça kaydedilmiştir. Bunlara dayanarak, konunun ne zamandan beri tartışıldığını
ve kimin ne dediğini tesbit etmek kolaylıkla mümkün bulunmaktadır. Bizim
tesbitlerimize göre sahabe müfessirlerinden günümüze kadar her asırda yapılan ve kısmen
yazılan tefsirlerde hür, Müslüman kadınların, el, yüz ve ayaklan hariç, bütün vücutlarının
avret olduğu, örtülmesi gerektiği konusunda sözbirliği ve görüş beraberliği vardır.
Nur ve Ahzâb sûrelerinde yer alan âyetler ile bunları açıklayan hadîslerin, "yüz,
el ve ayaklar" dışında kalan yerlerin örtülmesi gerektiğini kesin ve bağlayıcı
olarak ifade ettiğinde birleşilmiştir. Hiçbir fakîh "Başın veya örtülmesi
gereken yerlerin, dünya hayatında faydası bulunduğu için ve âdete dayalı olarak örtülmesi
tavsiye edilmiştir, fayda ve âdet değişirse örtülmeyebilir" şeklinde ileri sürmemiş,
müctehidler bu konudaki talîmatın devamlı ve bağlayıcı olduğundan birleşmişlerdir.
Örnek olarak bak. (Taberî, Câmiu'l-beyân, c. XVIII, s. 82 vd; Cessâs, Ahkâmu'l-Kur'ân,
c. III, s. 314 vd.)
Kadının saçı ve başı dahil olmak üzere örtünmesinin gerekli ve bu konudaki emir
ve talîmatın bağlayıcı olduğunu müfessir ve fıkıhçılar neredebn çıkarmışlardır?
Bir kere "Emir vücûb içindir, bağlayıcıdır, aksine bir işaret bulunmadıkça
böyle yorumlanır" diyen usülcülere göre ortada bir problem yoktur: Allah ve Rasûlü
kadın ve erkeğin belli yerlerinin örtülmesini emretmiş ve ve istemişlerdir; baş ve
saç da örtülmesi gereken yerler içindedir, bu emirler bağlayıcı olduğuna göre örtünmek
(başörtüsü, türban... kullanmak) gereklidir, farzdır, dinin vazgeçilmez bir isteğidir.
İmam GAzzâlî gibi "Emrin bağlayıcı olup olmadığı belli değildir, bunun için
ayrıca bir delil, karîne ve işarete ihtiyaç vardır, meselâ oruç emri bağlayıcıdr;
çünkü seferde ve hastalık yüzünden tutamayanların nasuk tutacakları anlatılmış,
böylece bağlayıcı olduğuna işaret edilmiştir..." diyenlere göre de bu konuda
bir kapalılık ve problem yoktur. Çünkü Allah Teâlâ örtünme ile ilgili âyetlerde
şöyle bir seyir takip etmiş ve arka arkaya açıklamalar getirmiştir: a) Erkeklerin gözlerini haramdan korumalarını,
iffetlerine saip olmalarını istemiş, ancak bu davranışın onları ruhen temiz kılacağını
bildirmiştir. b) Kadınların da gözlerini haramdan (cinsî arzuyu
uyandıracak yerlere bakmaktan) sakınmalarını, iffetlerini korumalarını emretmiş,
hemen bunun arkasından zarûrî olarak açıkta kalanlar (elle, ayaklar ve yüz) müstesnâ
bütün vücûdu kapatmalarını, güzel ve çekici yerlerini (zînet) nâmahreme açıp göstermemelerini
istemiştir. c)Başörtüleri ni boyun ve göğüslerini örtecek şekilde
bağlamalarını emretmiştir, d) Örtülecek ve açıkta bırakılacak
yerleri sınırladığı gibi vücudunu kimlere karşı örteceğini ve Idmlere karşı açabileceğini
ayrıntılı olarak açıklamıştır, e) Son âyetin sonunu "Ey mü'minler!
Hep birden Allah'a tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!" şeklinde getirmiştir, bu
ifade, gerek daha önceki davranışlar ve gerekse bu âyet geldikten sonra ona uymayan
hareketlerin günah olduğuna, bunlardan kurtulmak için Allah'a tövbe edilmesi gerektiğine
işaret etmektedir. (Nün 24/29-31) f) Bu âyetler nazil olunca Müslüman kadınlar,
bulundukları yerden ayrılmadan, etekliklerinin uygun yerlerini yırtarak başörtülerini
bununla bağlamışlar ve bundan sonra hiç aksatmadan bu emri yerine getirmişler, Hz.
Peygamber (s.a.) de bu âyetin uygulanmasını titizlikle takip ermiştir. Bütün bu
karine, delil ve işaretler, konumuz olan örtünme emrinin bağlayıcı olduğunu kesin
olarak ortaya koymaktadır. Bu emir âdete de bağlı depdir, çünkü o zaman câri olan
âdeti olduğu gibi bırakmak için değil, değiştirmek ve ıslâh etmek için gelmiştir,
başörtülerini omuzlarından arkaya atarak boyun ve göğüslerini açıkta bırakan
cahiliye kadınlarına yeni bir örtünme şekli öğretmiş, İslârnî örtüyü tarif
etmiştir.
Kaynak : Gerçek Hayat Dergisi