Elmalılı Hamdi Yazır
ÖRTÜNME
Örtünmenin canlılar arasında sadece insana has bir özellik olduğu, bazı uç ve tek
tük yönelişler bir yana bırakılırsa, çıplaklık her dönemde vicadan ve sağ duyu
tarafından arsızlık ve haya olarak görülmüştür. Ancak örtünme konusunda farklı
kültür, din, moda, yabancılaşma, dış tesir ve toplumsal çözünme değişik ölçü
ve anlayışlar getirmiştir.
İslam dininin örtünme emri, ferdin ruh sağlığını, fıtri yapı ve onurunu,
toplumun genel ahlakını koruma, cinsler ve insanlar arası münasebetlerde dengeyi gözetme,
insan haysiyetine yakışır bir cinsi hayat ve aile hayatı kurma gibi çeşitli gayelere
yöneliktir.
Örtünmede erkekle kadının farklı hükümlere tabi olması da iki ayrı cinsin yaratılış
özellikleri gözetilerek yapılmış bir ayırımdır.
Vücudun açılması, gösrterilmesi ve bakılması dinen haram olan yerlerine ve organlarına
dini literatürde avret tabiri kullanılır.
Kadınların kadınlara ve mahremlerine yani aralarında devamlı evlenme engeli bulunan
erkek akrabasına karşı avret yeri, Hanefi ve Şafiilere göre erkeğin erkeğe karşı
avret yeri gibidir. Maliki ve Hanbeli mezheplerinde ağırlıklı görüş, kadının
mahremi erkekler yanında el, yüz, baş, boyun, kol, ayak ve baldır hariç bütün vücudunun
avret olduğu ve örtünmesinin gerektiği yönündedir.
Kadının yabancı erkekler karşısında avret yeri, yeri, ayakları ve elleri hariç bütün
vücududur. Bu Hanefi mezhebinin görüşü olup, diğer mezheplerde kadının ayaklarıda
avrettir.
Örtünme hususunda Kur'an ve Sünnet'de yer
alan hükümler ise;
"Görünen kısımlar müstesna olmak üzere
ziynetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini yakalarının üzerine örtsünler.
Kocaları, babaları.... hariç başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizlemekte
oldukları ziynetler anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar" (Nur
Suresi/31)
" Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına
ve müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbablarından (dış elbiselerinden) üzerlerini
sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en
elverişli olandır. Bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet
edicidir." (Ahzab Suresi /59)
Ey Peygamber! Hanımlarına da, kızlarına
da, bütün müminlerin kadınlarına da söyle. Görülüyor ki, burada yalnız
Peygamberin hanımlarına ve kızlarına değil, Nur Sûresi'ndeki "Baş örtülerini
yakalarının üstüne koysunlar, zinet yerlerini göstermesinler." (Nûr, 24/31) âyeti
gibi müminlerin kadınları dahi bu hükmün kapsamına dahil edilmiştir. Bununla
birlikte müminlerin kadınlarında aslolan hürriyet olduğu için, bundan kastolunanın
hür kadınlar olduğu beyan edilmiştir. Araplarda tesettür adet değildi. Cahiliyet
devrinde kadına hürmet yoktu. Eski cahiliye kadınlarında erkeklerin dikkatlerini çekecek
şekilde göz alıcı biçimde açık saçık çıkan, açılıp saçılan orta malı
olanlar bulunurdu. Bundan dolayı kız çocuklarını diri diri gömenler olmuştu. İslam
ise kadının şanını iffet ve ısmetle, vakar ve haysiyetle yükseltiyordu.
CİLBAB, Baştan aşağı örten çarşaf,
ferace, câr gibi dış elbisenin adıdır. "Kadınların elbiselerinin üstünegiydikleri
her çeşit giysidir." " Tepeden tırnağa örten giysidir", "Kadınların
tesettür ettikleri her türlü elbise ve başka şeylerdir." "Çarşaf ve peçedir".
Resulullah buyuruyor:
"Kadın büluğ çağına erince elleri
ve yüzü dışında başka yerlerinin başkasına görünmesi helal olmaz" (Ebu
Davud, Libas)
Hz. Aişe'den rivayet edilmiştir ki; "Ensar kadınlarına Allah rahmet etsin. Bu
"Ey Peygamber, hanımlarına, kızlarına bütün müminlerin kadınlarına da söyle"
âyeti indiği zaman mırtlarını yardılar, onunla başlarını sardılar da Resulullah'ın
arkasında öyle namaz kıldılar ki, sanki başlarında kargalar varmış gibi..."
demiştir. Bu tesettür onların tanınmalarına, dağınık cariyelerden, adi kadınlardan
vakar ve heybetle seçilerek hürmet edilmelerine ve dolayısıyla incitilmemelerine
elverişli olan biçimdir. Gerçi eziyeti kendilerine davet edecek olan içi bozukları örtü
tutacak değildir. Fakat imanlı, temiz kadınların, kirli
bakışlardan yuvalarında gizli inciler gibi korunmuş kalmalarına en uygun olan biçim
de budur. Asıl o zamandır ki onlara eziyet edecek olanların açık bir vebal ve iftira
yüklenmiş oldukları ortaya çıkar.
"Bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir." Bu bölüm
çok anlamlıdır. Bu bize şu mânâları ilham eder:
1- Allah'ın bağışlaması çoktur. Bugüne kadar geçmiş açıklıkları
bağışlar. O kusurları örter. Rahmeti de çoktur; bundan böyle emrini tutanları
rahmetiyle arzusuna çok ulaştırır.
2- Allah bağışlayıcı ve merhametli olduğu içindir ki, kadınlara
eziyet edilmesine razı olmaz ve onun için örtülmelerini emreder.
3- Tesettür emrolunduğundan dolayı da kadınlar bir baskıya uğratılmasın,
aşırıya gidilmesin; çünkü Allah bağışlayıcı ve çok merhametlidir. Bu emri
onların aleyhine değil, lehine olarak vermiştir demek de olabilir.
Kadının örtünmesi gerktiğinden söaz eden bu ayetlerde, örtünme için belli bir şekil
ve model yoktur. Kur'an-ın bu anlatımından yola çıkrak kadınların ancak çarşaf ve
peçe ile dışarı çıkabileceği, yabancı erkeklerin yanında ağız ve burnunu örtmesini
söylemek isabetli olmasa gerekir. İstenen, fitne ve şüpheye sebep olmayacak, karşı
cinsin arzusunu uyandırmayacak, ağır başlılığını loruyacak tarz ve biçimde örtünmesini
istemektedir. Bundan vücut hatlarını ortaya çıkaracak kadar ince ve dar elbiselerin
giyilmesinin doğru olmadığı sonucu ortaya çıkar.
Resulullahın sünnetinde, giyim kuşamda sadelik, tabilik ve temizlik tavsiye edilmiş,
elbisenin vücut hatlarını belli etmemesi, içini göstermemesi üzerinde durulmuş, örtünmenin
dini ve ahlaki cepgesi sürekli vurgulanmıştıur.
Örtünmenin iffet ve namusu korumak, tanınmayı ve incinmemeyi sağlamak gibi bazı
hikmetleri olduğu şekilde açıklanması, bu gayenin bulunmadığı veya başka yollarla
elde edildiği durumlarda örtünmenin gerekmeyeceği görüşü doğru olmaz. Bunun için
de, şekil ve ayrıntı yönüyle mahalli ve kültürel bazı özellikler ve farklılıklar
taşıması dinen müsamaha ile karşılanmış olsa bile, esas itibariyle örtünmenin
dinin emri ve gereği olduğu hususunda müslümanlara arasında bir görüş ayrılığı
ortaya çıkmamaıştır.
Kaynakça:
1) İlmihal, İslam veToplum, TDV İslami Araştırmalar Merkezi
2) Elmalı Tefsiri